image

PeyamaKurd - Süleymaniye ve çevresinde patlak veren, ardından ‘kaos kabiliyeti yüksek’ kişiler tarafından stratejik olarak Kürdistan’ın ‘önemli konumlarına sıçratılan' olaylar, gün geçtikçe daha çirkin daha korkunç sonuçlara yol açıyor.  Söz konusu ‘bilinçli kaos’ ekonomik şartlar ve Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) günah keçisi ilan edilmesinin çok çok ötesinde bir yeteneğe sahip. 

PKK kanadından yapılan açıklamalar, PKK medyasının yaymış olduğu dezenformasyonlar, sosyal medyadaki galeyanlar, ömrünü Kürdistan yolunda harcamış Mesud Barzani ve onun gibi nice Barzaniler şahsında Kürdistan davasına yapılan hakaretler, ihanetçi yakıştırmalar, hayatını Kürdistan davasına adamış yaşlı bir Peşmergeye atılan tekmeyi KDP’ye atılmış tekme diye millete satma, Peşmergelerin şehit edilişine sessizlik ve bunu halka meşru gibi yutturma, Kürt halkı ve yetim derneğinin mallarının çalınmasını normal gibi gösterme ve daha nicesi… 

Bu yaklaşımların hepsinin ana kaynağı ve çıkış noktasını birçok kişi tecrübe etti. 

“Neden KDP ve Barzaniler kaostan sorumlu tutuluyor? 

Süleymaniye ve çevresinde 2 haftadır ardı ardına gelişen ve Behdinan'a kadar sıçrayan, aynı tarihlerde Türk uçaklarının ‘PKK orada olmamasına rağmen o noktaları bombalamaları’ bu durumun da Kürdistan Hükümetinin boynunda kalması… Ardından olayların Rojava’ya sıçratılması… 

Bütün bu olanları görmemezlikten gelmek, sadece bir noktaya bağlamak mümkün müdür? Kürtlerin, ortaya çıkan bu kaosta hiç mi günahları yok? Kürdistan yanarken suçlu yine ve sadece Barzaniler ile KDP midir? PKK kanadının ve malum çevreler bu kaostan bağımsız mıdır?

Oysa bu olaylarda sanki hiçbir şey olmamış gibi davranan, olayların büyümesini sağlayan yine PKK kanadı ve onun medyasıdır. Bunları yaydıkları yalan videolar, yalan fotoğraflar ve kabul edilemeyecek karikatürler ile gördük. 

Haa! sadece onlar da değil. Finansörlüklerini yaptıkları Türk solu medyası da işin içinde. Onlar, Barzanileri canavar gibi gösterip ‘Kürtlerin, PKK’den doğma, kordon bağının da PKK’ye bağlı olduğu’ palavrasını millete yutturmakla görevlendirilmiştir. Bu manevraların kim veya kimler tarafından ortaya atıldığı belli ve  ‘gündüzün ardından, gecenin geleceği’ kadar gerçektir. 

Sormak gerek:  

KDP’nin ‘saldırgan profilini’ çizen Türk solu medyası neden ‘PKK’nin, IŞİD’in Şii vizyonu olan Haşdi Şabi ile birlikteliğini bildiği halde servis etmiyor? 

Pekala son dönemlerde Şengal anlaşmasını bozguna uğratmak için Şengal’den çıkıp kendi üniformalarını değiştirip Haşdi Şabi’nin de yardımı ile Irak güçlerinin üniforması giyip Şengal’e tekrar döndüklerini bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar. 

Fakat onlar Barzani ve KDP medyasında çalışanların ne kadar vasat olduklarını da biliyor ve PKK’nin direktiflerini uygulamaktan kaçınmıyorlar. 

Güney ve Güneybatı Kürdistan’daki son gelişmeler Kürt ittifakını baltalamakla beraber yurtsever Kürt kesimlerinde de kaygı yaratmış durumda. Çünkü ardı ardına gelişen olaylar, ister istemez Kürt kamuoyunda rahatsızlık yaratıyor ve bu gelişmeler birçok şeyi sekteye uğratıyor. Aynı zamanda Kürdistan ve Orta Doğu coğrafyasının dışında, Kürtlere yardım eden ve onlara sempati duyan çevreleri de rahatsız ediyor, Kürtlerin kazanımlarını da tehlikeye atıyor. 

Söz konusu kaosu körükleyen çevreler, Türkiye ve özellikle de ‘İran’ bu durumu bildikleri ve gelişen Kürt kazanımlarını baltalamak için olayların meydana gelmesine zemin hazırladılar. Bu noktada olayların patlak verip büyümesine zemin hazırlayan ‘malum Kürt çevreleri de’ söz konusu körüklenmeye aldanıp görmezlikten geldiler ve olayların tehlikeli bir seviyeye ulaşmasına neden oldular. 

Bakın bu noktada 'Kürtler birlik olsun’ sözünü geçip ‘Kürtler, birbirlerini suçlamayı bırakıp başkalarına dönüşmeyelim ve kendimiz olalım’ deseydiler işler emin olun ki çok sağlıklı ve farklı boyutlara ulaşacaktı. 

Kürtler milletinin çoğunluğu en kritik ve çatışmalı dönemlerde bile yumuşak düşünürken, sözde Kürt yöneticileri olaylara bomba etkisi verip patlatmak için pimi çekmekten geri kalmamaktadırlar. 

“Salih Müslim bu kaosta o sözleri nasıl söyleyebiliyor? 

Bunun örneğini dün Salih Müslim’de yine deneyimledik. Müslim dün hem PKK hem de Türk solu medyasında yayınlanan bir röportajında: 

“Mesrur Barzani gibi birisini Kürt halkının başına bela ettiler. Rojavayı kuşatan güçler Roj Peşmergeleridir, Roj Peşmergelerinin tarihini herkes biliyor” demiş. 

Peki ortadaki kaos belliyken hele hele bu dönemde bu sözleri söylemenin açıklaması nedir?  Mesrur Barzani’nin Kürdistan Hükümeti’nde oluşturduğu yeni kabinenin yaptıkları ortadadır. Kürdistan davasında sadece o mücadele vermemiştir. Bu dava da Mesrur Barzani’nin kendisi de kapısını çaldığı her Kürt ailenin kendisi de mücadele vermiştir. Müslim’in bu sözleri kabul edilemez! 

Müslim de bu açıklaması ile ‘anti-mesrur koalisyonuna’ katılmış oldu. Değerli Kürt milleti!  Bir noktaya çok çok dikkat edilmesi ve atlanmaması gerekiyor. “Mesrur Barzani’nin şahsı üzerinden yeni Kürdistan Hükümetine karşı da bir düşmanlık geliştiriliyor.” 

Diğer yandan Müslim’in açıklamasının muhataplarından biri de Roj Peşmergeleri. Onlara göre Roj Peşmergeleri ‘Türkiye tarafından’eğitildi. Fakat bu iddia absürt bir yaklaşımdır. Roj Peşmergeleri, Zêrevani tarafından eğitildi ve aynı zamanda büyük bir bölümü ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon tarafından eğitim gördü. 

Zêrevani Kuvvetleri, Türklere bağlı değil Kürdistan Hükümetine bağlı Jandarma Komutanlığı muhtevasında askeri bir kurum olarak faaliyet göstermektedir. 

“KDP’yi suçlayanlar Haşdi Şabi-PKK ortaklığını gizliyor” 

PKK medyası, yanlış bilgiler ile toplumu dizayn etme ve galeyana getirme konusunda çok iyi bir aktördür. Bunu kendilerini haklı çıkarmak için çekinmeden uygulamakta da ustadırlar. 

KDP ve Kürdistan Hükümeti ABD öncüğündeki Uluslararası Koalisyonun baş müttefiklerindendir. İran bu durumdan rahatsız. PKK de bu durumdan rahatsız. Çünkü İran ve PKK dostluğu hem Şengal Anlaşması hem de Kürdistan’ın yeni hükümeti tarafından kapatılan ‘kaçak yollar’ ile tehlikeye düşüyor. PKK’nin, İran destekli Haşdi Şabi ile hareket ettiğini bölgedeki kör ve sağır sultan dahi biliyor. Ama PKK medyası bu durumu kendi kitlesine de ‘yalan’ diye yutturuyor. 

Süleymaniye’den Kürdistan’ın birçok noktasına sıçrayan olayların ekonomi ve KDP ile ilgisi yoktur. Bu kaosun baş mimarı İran ve PKK’nin kendisidir. PKK’nin, İran ile hareket etmesi mahkum edilmelidir. Çünkü bütün sorun ve kaos bu noktadan kaynaklıdır. Diğer yandan KDP’yi suçlayanlar Haşdi Şabi-PKK ortaklığını da profesyonelce gizliyorlar.