image

PeyamaKurd - Rusya, ABD’nin kaybeden Başkanı Donald Trump’ın görevinin son aylarında Moskova’ya, Suriye'deki pozisyonlarını güçlendirme fırsatı vereceğini umuyor. 

Rus dış politika çevreleri son günlerde, yeni başkan seçilen Joe Biden yönetiminin Orta Doğu politikasının ABD’nin politika öncelikleri listesinin daha da altına düşmüş olarak görmesinin nedenlerine dikkat çekiyor. 

Analistlerin beklentileri ile Kremlin'in gerçek gündemi arasındaki bu uçurum pek de şaşırtıcı değil. Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya stratejisinin nihai otoritesi ve yararlanıcısı olmaya devam ediyor ve tüm kilit kararlar üzerinde son söz sahibi. 

Bu şemada, uzman topluluğunun Kremlin'e tavsiyede bulunmaması veya eylemlerini açıklamaması gerekiyor. Bunun yerine uzmanlardan beklenen tek şey, yetkililerin kararlarını gerçek sonrası doğrulamak ve gerekçelendirmektir.

Al Monitor yazarı Anton Mardasov, “Rusya, Biden'in başkanlığına Suriye'de nasıl hazırlanıyor?” başlıklı bir analiz yazısı kaleme aldı. Yazar, Rusya’nın ABD’nin yeni yönetimine karşı nasıl pozisyonlar alacağını ve Kürtlerin bu minvalde nasıl hareket edeceğini öngören bazı yorumlarda bulunuyor. Mardasov’a göre Kürtler Türkiye, Rusya ve İran hegemonyası arasında sıkışırken ABD ile hareket edip Suudilerin bölgedeki nüfuzundan da destek bekleyebilir. 

“Her iki bölgeyi de Esad'ın kontrolüne devredin teklifi” 

Rus ordusunun Suriye'nin kuzeydoğusunda (Rojava) yer alan Ayn İsa kasabası çevresinde mevziler kurma kararı Moskova'nın mevcut çalkantılı dönemdeki faaliyetlerinin bir tezahürü. Bu hamle Rusya’nın, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaptığı anlaşma sayesinde mümkün oldu. 

Anlaşmanın amacı, Türkiye ve muhalefet tarafından kontrol edilen yakın bölgelerden gelen saldırıları azaltmak. Ancak, çok az kişi anlaşmanın bölgedeki gerilimi azaltmak için Ruslar tarafından doğaçlama yapılması anlamına geldiği yanılsamasına sahip. Rusya ve Türkiye, SDG'yi baltalamak için ortak çabalarını koordine etti. 

Rus SU-24 uçağının düşmesinden sonra iki ülke arasındaki gerilim arttığında bile devam etti. Moskova ayrıca, Cezayir dahil olmak üzere farklı platformlarda Türkiye ile Suriye arasında Kürt meselesiyle ilgili temasları kolaylaştırdı.

Suriye'deki Rus askeri faaliyetleri hakkında bilgi sahibi bir kaynağa göre, Ankara ve Moskova, bölgedeki Kürtleri ve ABD güçlerini bölgedeki yangının alevlenmemesi için kışkırtmaktan kaçınıyorlar. Ve bu konuda ellerinden geleni yapıyorlar. 

Türkiye'nin Ayn İsa’da bulunan Kürtlere baskı yapma girişiminden kısa bir süre sonra Rusya, SDG'ye “her iki bölgeyi de Beşar Esad'ın kontrolüne devredin” teklifinde bulundu. 

“Moskova, Kürt bölgelerinde daha aktif bir duruş sergiliyor” 

Bunun yanı sıra Moskova, Suriye’den ziyade Kürt bölgelerinde daha aktif bir duruş sergiliyor. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (Rojava) tarafından kontrol edilen topraklarda daha çok varlık gösteriyor. 

Rus ve ABD askeri devriyeleri arasındaki düzenli "yol savaşlarına" rağmen, Rusya'nın stratejik duraklamasının nedenlerinden en önemlisi bölgedeki nüfuzunu kaybetmemek. Rusya bunu her ne kadar gizliden yürütmeye çalışsa da durum ortada. 

Suriye’de rejim ordusu ile hareket eden Rusların varlığı giderek daha açık bir hale geliyor. Özellikle IŞİD'in faaliyetleri arttığında bu durum daha da genişliyor. Hatta bu ilişkilenme bazen M-20 güzergahında sokağa çıkma yasaklarının getirilmesine bile yol açıyor.

Diğer yandan, Esad’la doğrudan müzakerelere girmeyeceğini açıkça ortaya koyan, bölgedeki pozisyonlarını güçlendirmek, diyalog ve müzakerelerdeki seçenekleri genişletmek istediğini beyan eden ABD’nin yeni yönetimine karşı sadece farklı bir pencere açmak isteyenler Türkiye ile Rusya değil. 

Tahran da umutlarını Biden yönetiminin sayfayı çevirip İran'la yeni bir uzlaşma biçimi arayışına bağlıyor. İran'daki duruma aşina olan Rus diplomatlar, 2015 nükleer anlaşmasının restorasyonu olasılığı konusunda iyimser değiller. Yine de Washington ile Tahran arasında çeşitli konularda ciddi ve kapsamlı müzakereler bekliyorlar. 

“Kürt modeli, Suriye’deki yolsuzlu ortadan kaldırmanın garantisi” 

Diğer yandan Kürt yönetimi de bölgedeki bazı noktalarda söz sahibi. Moskova muhalefet platformu lideri Qadri Cemil, Rojava’daki Rus çıkarlarının kilit lobicilerinden biri. Kürt yönetiminin yaptığı bir konferans sonrası konuşan Cemil, Suriye’nin parçalanmasını ve ABD'nin faaliyetlerini eleştirmeden önce SDG'nin bölgedeki esnekliğini övdü ve onların oluşturduğu modelin “Suriye'deki yolsuzluğu ortadan kaldırmanın garantisi" olarak nitelendirdi. 

Kürtlerin, Cemil ve benzeri diğer şahsiyetlerle diyalogda oluşu, Şam'la birlikte yaşama modeli oluşturulmasına imkan veriyor gibi görünüyor. Rus güvenlik kaynakları ise, Kürtlerin Suriye rejimiyle anlaşma olasılığına büyük umut bağlamıyorlar. Bu durum birkaç sebeple açıklanabilir.

Birincisi, tüm çelişkilere rağmen, ABD ve Türkiye, Suriye dosyası üzerinde hala geçerli bir ortak zemin bulabilirler. Türkiye sadece Kürdistan Bölgesi üzerinden Suriye petrolünün satışı için planlara dahil olmayıp İdlib'deki eyleminde ABD'nin desteğini de almakta. Aynı zamanda ABD’lilerin, Rusya'nın Suriye'deki eylemlerini kontrol etmek için güvendiği, Obama yönetimi altında Avrupa Birliği'ne tahsis edilen kilit bir aktör.

İkincisi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır, Esad rejimiyle temaslarını sürdürürken, durum belirsizliğini koruyor. Bazı kaynaklara göre Suudi Arabistan Suriye'deki rolünü artırmayı hedefliyor, ancak Suriye rejimine bağlı bir şekilde değil. Trump'ın Suriye dosyasıyla ilgili net pozisyonunun eksikliği göz önüne alındığında Suudiler, BAE ve Mısırlı delegelerle birlikte SDG kontrolündeki bölgeleri birçok kez ziyaret etti.. 

“Suudiler, Kürt bölgelerindeki faaliyetlerini yoğunlaştırdı” 

Oysa Riyad şu ab, Kürtler ve aşiretlerle olan işbirliğini bir sigorta politikası ve nüfuzlarını Şam'ın ötesine yayma girişimi olarak değil, "alternatif Suriye vizyonunu" desteklemek için bir gereklilik olarak görüyor.

Suudi Arabistan'ın SDG'ye verdiği desteği geri çekeceği yönündeki söylentilere rağmen, Rusya Dışişleri Bakanlığı'na yakın bir kaynak, Riyad'ın Kürt bölgelerindeki faaliyetlerini yoğunlaştırdığına dair işaretler olduğunu aktardı. 

ABD, Sezar Yasası'nda öngörülen yaptırımların uygulanmasını sıkılaştırırsa Suriye’deki müttefiklerini mevcut yaptırımlardan kaçınma taktiklerini tekrar düşünmeye itebilir. Dahası, planlanan yeniden yapılanma projeleri için söz konusu planları tekrar gözden geçirmek zorunda kalabilirler.