image

PeyamaKurd - HÜDA-PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, NETEW TV’de Zeynep Cager’in sorularını yanıtladı. 

Anadilde hakkı ve Kürt sorununun çözümüne yönelik sorulara yanıt veren  Demir, Kürt sorunu çözülmediği sürece, Kürtçe anadilde eğitim ve resmi dil olarak ilan edilmediği sürece barışın olmayacağını belirterek, “Kürt sorunu bu coğrafyanın en önemli meselesi haline geldi ve bu sorun çözülmediği müddetçe İran, Irak, Suriye ve Türkiye’ye huzur gelmez. Adalet ve insani değerlen noktasında bu sorunun çözülme zamanı gelmiştir” ifadesini kullandı. 

HÜDA-PAR, geçtiğimiz dönemlerde her zaman Kudüs sorununa önem verirken, Türkiye’deki ve bölgede yaşanan Kürt sorunu, Kerkük ve Referandum konularına sessiz kalıyor, bunun nedenini bize açıklar mısınız? 

Kudüs meselesi ile Kürtlerin ve Kürdistan sorunlarını birbirinden ayrı tutmak lazım. Kudüs’ün dini bir yönü var ve Kürt toplumunun yaşadığı sıkıntılar ise insani, adalet konusunda yaşanan sorunlardır. Kudüs sorunu bütün insanlık tarafından, bütün dinler tarafından kutsanan mukaddes bir yönü var. Müslümanlar açısında ilk kıblemizdir, Hz. Süleyman (a.s) mabedi oradadır. Şuan da ise Kudüs’ün işgal edilip o kutsiyetinin kaldırılması ve Siyonizm’in eline geçmesi gibi ciddi bir tehlike söz konusudur. Bizim ilahi bir sorumluluk tarzında Kudüs’e bir yaklaşım tarzımız vardır, bunu Kürdistan ve Kürt sorunları ile yan yana koyup o şekilde değerlendirmek yanlış ve farklı bir anlayış tarzıdır. Sadece Kudüs’e değil, Kürdistan ve Kürtlerin yaşadığı mağduriyetlere karşı tavrımız olmuştur. Kürtlerin yaşadığı sorunlar coğrafi açıdan yakınlığı sebebiyle parti olarak sesimizi yükseltmişiz ve partimizin de en büyük sorumluluklarından bir tanesidir. 

Müslüman ülkeler, Siyonizm’e karşı olduklarını söylüyor ama yine de ABD, İsrail ve diğer devletlerle siyasi askeri ve ekonomik ilişkilerini sürdürüyor, bu nasıl bir sistem anlayışıdır, değerlendirebilir misiniz? 

Birçok İslam ülkelerinin başındaki idarecilerin, halkların fikirleri birbirinden çok farklıdır. Örneğin Mısır’da Filistin halkına yönelik hassasiyeti çok daha fazla ama devletin idarecilerinde böyle bir hassasiyet yok ve İsrail ile de her türlü ilişkilerini geliştiriyorlar. Suudi Arabistan halkının Filistin’e bakışı bizim gibidir ancak, başlarındaki idarecilerin hassasiyetleri öyle değil ve Siyonizm ile çok yakın ilişkileri vardır. İslam ülkelerinin birçoğunda böyle bir sıkıntı var. Evet İslam ülkeleri sorumlulukları konusunda görevlerini yerine getirmiş olsaydı, eminim ki ne Kudüs sorunu olurdu ne de Kürtlerin böyle sorunları bu noktaya gelirdi. Kendi toplumlarına kendi sahip çıkabilselerdi, kendi sorunlarını başka ülkelere ABD’ye götürme ihtiyacı hissetmeseydi ve kendi masalarında bu sorunları müzakere etmiş olsalardı durum çok daha farklı olurdu. 

HÜDA-PAR’ın birçok çalışmaları var, özellikle Kobani, Suruç gibi birçok Kürt bölgelerine yardımları oldu ama parti olarak milli bir yürüyüş veya milli bir duruş da sergilenmeli. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Parti programımızda, ana dil konusunda çalışmalarımız var. Kürtçe’nin resmi dil olması, eğitim dili olmasının önündeki engellerin ortadan kalkması konusunda çalışmalarımız var. Kürt toplumunun insani hak ve taleplerini yerine getirme noktasında Türkiye’de HÜDA-PAR kadar bunu yüksek bir dille ifade eden başka bir parti yoktur. Kürdistan’da KDP’nin yapmış olduğu bir referandum süreci oldu ve Türkiye’deki Kürt partilerin dahi sessiz kaldığı ve net bir tavır koymadığı süreçte Türkiye’nin, İran’ın ve Irak’ın keskin bir tavır takındığı sırada sayın Barzani’ye yardımcı olan ve sayın Barzani’ye açık desteklerini sunan, gidip görüşen başka bir parti yok. Türkiye konjonktürde bu tavrın bir bedeli de oldu. Kürtlerin haklı taleplerine yönelik iktidara baskı yaptığımız, bu konuyu sürekli gündeme getirdiğimiz için şuan da bir çok sıkıntılar yaşıyoruz. HÜDA-PAR’ın programında en çok konuşulan konu Kürtlerin yaşadığı mağduriyetin giderilmesidir. Kürtçe’nin aynen Türkçe gibi önünün açılması, geliştirilmesi, ana dil ve resmi dil olması noktası programımızda açık bir şekilde yazılmış, bunu her fırsatta her vesile de ifade ediyoruz. Bu konuda adımların geç kalındığı ve bu sorunların giderilmediği sürece kardeşlik ve barışın tesis edilmesinin mümkün olmadığını ifade ediyoruz. Kürt sorunu bu memlekette çözülmediği müddetçe, ne yabancı güçlerin elleri içimizden çıkar ne de bu coğrafyada kardeşlik ve huzur tesis edilebilir. Türkiye’de çözülmesi gereken sorunların en başında Kürt meselesi geliyor. Bunu her platformda gündeme getiriyoruz.  

Türkiye’de Kürtlerin sorununa dikkat çeken partilere önem veriliyor. HÜDA-PAR buna önem veriyor mu, Kürtlerin beklentilerine yönelik HÜDA-PAR’ın çalışmaları var mı? 

Kürt sorunu bu coğrafyanın en önemli meselesi haline geldi ve bu sorun çözülmediği müddetçe İran, Irak, Suriye ve Türkiye’ye huzur gelmez. Adalet ve insani değerler noktasında bu sorunun çözülme zamanı gelmiştir. Biz bu konuyu her zaman gündeme getiriyoruz. Bu konuda her türlü açıklamayı da yapıyoruz. İnkâr, asimile, mağduriyetler noktasında biz her zaman sesimizi yükseltiyoruz, bu bizim vazifemizdir. Ancak bu sadece HÜDA-PAR’ın yapabileceği bir şey değil. Bize göre bu sorun Cumhuriyetin kurulmasından ve hatta daha öncesinde var olan bir sorundur. 

Kısa bir süre önce HÜDA-PAR dindar Kürtlerin umudu haline gelmişti ama şuan da bir zayıflama görünüyor. HÜDA-PAR bu konuda zayıfladı mı yoksa bunun nedenini nasıl görüyorsunuz? 

HÜDA-PAR her geçen gün büyüyen, teşkilatlanma konusunda, gündeme gelme noktasında ve Türkiye’de etkin olma noktasında önü açılıyor. Bir zayıflama yok. Sadece Türkiye’nin değil, diğer ülkelerde de yaşanan Kürt sorununun da HÜDA-PAR anlayışı ile çözülebileceğini düşünüyoruz. Bu konuda partimiz her geçen gün umut oluyor. Kürdistan’daki referandumda yapıların sahip çıkmadığı bir dönemde HÜDA-PAR birçok bedeli de göze alarak Kürdistan referandumuna yüksek bir destek vermesi ciddi bir olaydır. Yine bu gergin ortamda Kürt sorununa sahip çıkan, dil ve kimlik konusunda hakları dile getiren bir HÜDA-PAR var. Hukukun birçok noktada rafa kalktığı bir dönemi yaşıyoruz. 

Referandumda birçok desteğinizin olduğu doğrudur, ancak Kerkük’teki son gelişmelerde bıcak keser gibi desteğinizi kestiniz, nedeni nedir? 

Hayır asla öyle değil. Parti olarak bir heyeti Kürdistan’a gönderdik ve Sayın Mesud Barzani’ye arkanızdayız, elimizden ne gelirse size yardıma hazırız mesajını verdik. Şöyle bir tespitte bulunduk, Irak’ta Kürtlerin tek bir çatı altında toplanamamasının bedeli Kerkük oldu. Çok ciddi bir birliktelik ve ittifak olsaydı, belki bu süreç yaşanmazdı. Kerkük ve referandumu birbirinden ayıramazsınız, aynı dönemde oldu. Referandumdan hemen sonra oldu, Kürdistan abluka altına alındı, Kerkük’e saldırılar oldu. Hem Kürt partiler hem de Türkiye’deki Kürt oluşumlarda HÜDA-PAR’dan başka sesini yükselten olmadı ki.  

Türkiye’de bulunan Kürt partileri bir şekilde bir araya gelmeye çalışıyor, milli duruşlar konusunda ani olarak toplanabiliyorlar, ama HÜDA-PAR uzak duruyor bunu açıklayabilir misiniz? 

Bizim hiçbir parti ile bir sorunumuz yok, sizin bahsettiğiniz Kürt partileri ile de diyaloglarımız var. Ben kendim dahi Ankara’da birçok kez partilerin kongrelerine katıldım. Bütün Kürt partileri ile temasımız var. Bizim oturup konuşamayacağımız bir durum yok. Bahsi geçen bu partiler bizi davet bile etmiyorlar, iletişim kurmuyorlar. Bu ittifaklar neden sadece seçim dönemlerinde oluyor. Sadece seçim dönemlerinde bir araya gelindiği ve diğer dönemlerde hiçbir araya gelinmediği bir tarzdan rahatsızız. Biz her zaman görüşmek için hazırız. Bir önceki seçimde bize gelin Kürdi bir ittifak kuralım dediler. Emin olun ki Kürt toplumunun haklarını savunacak, talep edecek her partinin ve oluşum içinde varız.