image

PeyamaKurd - Hak ihlalleri, çocuk mahkumlar, haksız gözaltılar… Türkiye’de yaşanan hak ihlalleri ve mağduriyetler ülke sorunlarından biri. Avukat Suphi Özgen konuyla ilgili PeyamaKurd’e konuşarak, “Bir kısım  verilere göre Türkiye’de 3 binin üzerinde çocuk cezaevindedir. Yine yayınlanan raporlara göre annesi ile birlikte cezaevinde kalan 0-6 yaş arası çocuk sayısı kasım 2019 itibariyle 780 olarak belirlenmiştir” diyor. 

Türkiye'de son yıllarda gözaltılar ve insan hakları artış gösterdi. İnsanlar gece yarısı evlerinden apar topar gözaltına alınıyor. Gözaltı süreleri oldukça uzun olabiliyor. Tüm bunların hukuki gerekçesi nedir?

Gözaltı süreleri ile ilgili kanunda net düzenleme mevcuttur. OHAL döneminde Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile gözaltı süreleri uzatılmış ve uzun gözaltılar yaşanmış ve bu süreçte ciddi hak ihlalleri oluşmuştur. Artan gözaltı ve hak ihlallerinin elbette ki hiçbir hukuki gerekçesi yoktur. Bugün pek çok insan haksız biçimde gözaltına alınabilmekte, uzun süre gözaltında tutulmakta ve hatta tutuklanmaktadır. 

Türkiye kanunlarına göre maksimum gözaltı süresi ne kadardır?  Ve kişinin hakları nelerdir?

Türkiye kanunlarına göre gözaltı süresi 24 saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısının emri ile her defasında 1 günü geçmemek üzere 3 gün süreyle uzatılabilir. Kanundan anlaşıldığı üzere maksimum gözaltı süresi 4 günü geçemez.  

Gözaltına alınır alınmaz sahip olunan haklardan biri, şüphelinin  yakınlarını arama hakkıdır. Polislerin telefon sağlamaları zorunludur. Genelde ifade alma sonrasına bırakmaya çalışılıyor. İletişim kurma hakkının ertelenmesi telafisi olmayan sonuçlara sebep olabilir.

Gözaltına alınma halinde önemli olan hususlardan biri ise sağlık kontrolüdür. Gözaltı işlemi yapıldıktan sonra kişinin adli tıpta veya resmi sağlık kuruluşunda sağlık kontrolünden geçirilmesi zorunludur. Aynı uygulama gözaltı işlemi bittikten sonra da yapılır. Gözaltı işlemi esnasında en fazla dikkat edilmesi gereken konu ise ifade alma işlemidir. 

İşlenmemiş bir suçtan dolayı hüküm giymemek ve polise karşı kendimizi koruyabilmemiz için mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konudur. Gözaltı anının yarattığı baskı ve polislerin yönlendirmesiyle avukat olmadan yapılan ifade alma işlemi söz konusu olabiliyor. Yapılması gereken avukat gelmedikçe susma hakkının kullanılmasıdır. 

Hamile, çocuklu kadınlar ve yaşlıların hapiste değil de evlerinde cezalarını çekmeleri yönünde öneriler var. Kanunen ev hapsi kimlere uygulanır? Ayrıca çocuğu olan mahkumun ne tür hakları vardır?

Konutta infaza ilişkin şartlar 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110. Maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;

Kadın veya altmış beş yaşını doldurmuş kişilerin altı ay ve daha az ceza alması durumunda, yetmiş yaşını doldurmuş kişilerin bir yıl ve daha az ceza alması durumunda, yetmiş beş yaşını doldurmuş kişilerin üç yıl ve daha az ceza alması durumunda, cezanın konutta çektirilmesine dair karar verilebilir. Hamile, çocuklu ve yaşlılara ev hapsi ile ilgili var olan bu düzenlemede değişikliğe gidilmesi ihtiyaçtır. Bugün çocuklar anneleri ile birlikte cezaevinde kalmak durumunda kalabiliyor. Kişisel ihtiyaçlarını dahi zor karşılayabilen, sağlık problemleri yaşayan yaşlıların cezaevinde tutulması kabul edilmesi zor uygulamalardır. 

Şu an  hapishanelerde ne kadar çocuk bulunuyor?  Bunların kaçı mahkum kaçı anneleriyle kalanlar? 

Tam rakamları elimizde olmamakla birlikte bir kısım verilere göre Türkiye’de 3 binin üzerinde çocuk cezaevindedir. Yine yayınlanan raporlara göre annesi ile birlikte cezaevinde kalan 0-6 yaş arası çocuk sayısı kasım 2019 itibariyle 780 olarak belirlenmiştir.

Bugün Türkiye’de artan bir gözaltı ve tutuklama durumu söz konusudur. Her gün gazetecilerin, avukatların, sendikacıların ve aslında bir bütün olarak tüm muhaliflerin  gözaltı haberi ile karşılaşıyoruz. Bu gözaltıların pek çoğu gerçekten hiçbir hukuki dayanağı olmayan işlemlerdir. Gözaltıların büyük çoğunluğu vatandaşların sosyal medya paylaşımlarına dayanmaktadır. 

Bir kısım vatandaşların ihbarları ile emniyetin doğrudan sosyal medyayı takibi sonucu gözaltılar oluyor. Gözaltı sayılarının yüksekliğinin önemli bir nedeni de kolluğun (polisin) hukuk bilgisinden yoksun olmasından da kaynaklanmaktadır. Bu tür gözaltı ve tutuklamalarla insanlarımızın  fikir ve ifade özgürlüğü kısıtlanmaktadır. Son yıllarda, Cumhuriyetin tüm dönemlerine göre iktidarın (yürütmenin) doğrudan veya dolaylı olarak yargıya müdahalesini rahatlıkla görebiliyoruz.