image

PeyamaKurd - Halkların Demokratik Partisi Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, NETEW TV’de Zeynep Cager’in sorularını yanıtladı. 

Taşçıer, Kürt sorunu ve HDP’nin Türkiye’deki politikalarına değinerek, “HDP’nin programında Kürtler için statü var. Yani demokratik özerklik anlamında bir statü istiyoruz. Kürtlerin kendi coğrafyasında kendi kendilerini yönetme talepleri var. Bu ulusal ve kendi kaderlerini tayin etme hakkı çerçevesindedir. Kürtlerin anadil ile eğitim ve Kürt dilinin resmi dil olması talebi var” dedi. 

HDP’ye karşı şiddet politikası devam ediyor. HDP, baskı politikasında pasif mi davranıyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? 

Eğer bu şiddet politikası 20 milyon oyun üste oy alan AKP’ye uygulansaydı, AKP tuzla buz olmuştu. Eğer bu baskı CHP’ye uygulansaydı ki CHP 100 yıllık partidir tuzla buz olurdu. Son 5 yıldır, devletin HDP üzerinde uyguladığı politika Türkiye tarihinde hiçbir partiye uygulanmamış. Öyle bir planla HDP üzerine gelindi ki, öne HDP vekil ve Genel Başkanlar üzerinde gidildi, bütün belediyelere kayyum atandı, 10 binin üstünde HDP’li gözaltına alındı. HDP’yi kriminalize etmek için operasyonlar yapıldı. 23 Şubat 2020’de HDP kongresi Ankara’da yapıldı ve 30 binin üzerinde bir katılım gerçekleşti. Yani kamuoyu araştırmalarına bakıldığında HDP’nin oyu düşmüyor, oyu artıyor. HDP’ye halk sahip çıkıyor. Çünkü bunlar direk halka saldırıyor. Çünkü devlet HDP’ye karşı demokratik bir politika izlemiyor. HDP, Legal ve demokratik, seçimlere giren, meclise giren bir partidir. HDP üzerindeki hakim-savcı, kamuoyu ve medyanın baskıları göğüsleyen nadir partilerden biridir. Sesini de duyuramıyor çünkü baskı var üzerinde. Ben sizin bu görüşünüze katılmıyorum. HDP’nin özellikle Kürdistan bölgesinde sesi gür çıkıyor, Kürtlerin içerisinde bir sempatisi var.  

HDP, Kürt sorununun çözümünü Öcalan olarak gösteriyor. HDP neden Kürt sorununun çözümü ile ilgili bir konsept hazırlamıyor? 

Kürt sorunu bütün Kürtlerin ortak sorunudur. 40 yıldır savaşan bir örgüt var. Gerilla savaşı veren, 50 binin üzerinde ölümün olduğu, binlercesinin cezaevine girdiği bir örgüt var. Bu örgütü de görmezden gelemezsiniz. Bu katmanların hepsi bu konseptin içinde yer almalı ki Kürt sorunu çözülebilsin. Öcalan ile de bu sorun görüşüldü, akil insanlar oluşturuldu ve haftalık İmralı’ya gidildi, masalar kuruldu, silahların bırakılması için Kandil’e gidildi, orada çalışmalar yapıldı. HDP’nin Kürt sorunu konusunda mutlaka projeleri, parti çalışmaları var ama bu yetmiyor. Öcalan’ın da demokratik çözüm yolunda talepleri var ve Türkiye yöneticileri onu muhatap almışlar. Son 3 yıldır Öcalan ile bir görüşme yok, HDP yine Kürt sorunu gündeme getiren, çözüm yollarını dile getiren bir siyasi partidir.  

HDP her zaman diyor ki, biz bir Kürt partisi değiliz, bunu dile getiriyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

HDP bir Türk partisi de değildir. Evet doğrudur HDP bir Kürt partisi değil, HDP bir Türkiye partisidir. Türkiye ise Kürtlerin her karış toprağında her yerinde yaşayan bir yer. İstanbul’da 5 milyon civarı Kürt yaşıyor. Diğer şehirlerde de olduğu gibi Kürtler ve Türkler iç içe yaşıyor. Türkiye’de 25 milyonun üstünde Kürt yaşıyor, parlamentoda HDP var ve anayasalara uygun olarak kurulmuş bir parti. Bütün partiler ben Kürdistani partiyim diyen partiler de o şekilde kurulmuş. Kürdistani partilerin programlarını HDP ile yan yana koyduğunuz zaman çok büyük bir fark yok, Kürtlerin talepleri ne ise HDP’nin de talepleri odur.  

Kürtler sürgün edildi ve Türkiye’nin her yerinde de yaşıyorlar. 101 bölgeyi HDP’ye veren Kürt bölgeleridir, o zaman nasıl halkla bütünleşmiş oluyorsunuz? 

Önceki dönemde 101 belediyeydi ve şimdi dönemde ise 61 belediye vardı. Bunun yarısından fazlasına kayyum atandı. Orada Kürtler azınlık konumunda. Manisa’nın Turgutlu ilçesinde HDP kongresi vardı ve oraya gelenlerin hepsi de Kürt. Bunlar nereden geldi. Bu ilçe Kürtler azınlık durumundadır ve belediyesini alacak durumda değil ama etkileyecek durumdadır. HDP Türkiye’nin farklı kentlerinden vekiller çıkartıyor ve HDP, 25 milyon Kürdün oyunun tamamını almıyor. Oy vermeyen kesimler de var bu insanların içerisinde. Ama en fazla temsiliyeti ve en fazla oyu Kürtlerden alan parti HDP’dir.  

HDP’ye şunu sormak istiyoruz, neden Türk solu Kürt bölgelerinde yerini aldı. Oradan milletvekilleri çıkartıyor? 

Bu sadece Türk soluna indirgememek gerekiyor. Eğer Kürtler sadece kendi partilerine oy verseydiler bunlara ihtiyaç kalmazdı. Kürtler, AKP içerisinde CHP içerisinde aday oluyorlar ve onlar da Kürt. Belki Kürt kimlikleri önde değil ama nihayetinde Kürt, anaları babaları da Kürt. 1924 anayasasından bu yana Kürtler bu ülkede yok sayılmış. Yani bu anayasa günümüze kadar belki yüz kez değiştirilmiş. Kürtlerin inkarı Kürtlerin asimile edilme politikası hiç değişmemiştir. Bunca inkardan sonra bir Türk, ortak vatanını paylaşabiliyorsa, Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerini Türk kimliği ile bunu dile getirebiliyorsa buna saygı duymak lazım ve bununla mücadele edilir. Kurulan bütün Kürt partilerinin içerisinde bağımsız bir Kürdistan maddesi yoktur. Senin programında bağımsızlık yapmıyor, sen federal istiyorsun, özerklik istiyorsun bunu istiyorsun. HDP’nin programında Kürtlere statü var. Yani demokratik özerklik anlamında bir statü istiyor. Kürtlerin kendi coğrafyasında kendi kendilerini bir şekilde yönetme talepleri var. Ulusal ve kendi kaderlerini tayin etme hakkı çerçevesindedir. Anadil ile eğitim talebi var Kürtlerin, Kürt dilinin resmi dil olması talebi var. Yani Türklerin ne hakkı varsa Türkiye’de Kürtlerin de bu hakkı olmalıdır.  

Kürtlerin bölgesinde Türklerin orada neden aday gösteriliyor. Kürtlerin içerisinde lider veya başkan yok mu, neden bir Kürt seçilmiyor. Türk solu Kürtlerin sırtında meclise girdiler? 

HDP demokratik bir partidir. Ve burada hedef öncelikli olarak anayasayı değiştirmektir. Yani siz burada bütün Türkiye’deki belediyeleri de alsanız bir önemi yok. Yani konuda Türklerin de bize yardımcı olup bu değiştirmede bize katkı sunuyorsa biz neden buna karşı çıkalım. Keşke Türkler bunu kendi partilerinde bunu yapsalardı. Belli bir oy potansiyeli olan ve Kürt sorununa böyle yaklaşan bir parti yok. Türkiye’de maalesef Türk solunun bir tabanı yok. Türk solu maalesef CHP’yi geçemedi. Türk solu büyüyemedi. Türk solu dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi demokratlaşamadı. Yani bu şu anlamada geliyor, dünya doğru okumadılar. Türkiye’de Türk solu yok zaten ve hepsi marjinalleşmiş.  

CHP, anayasayı savunuyor, anayasa değişikliğine karşı ama nedense HDP, CHP’den bir türlü kuyruğunu koparamıyor. Neden? 

Türkiye’de yeni sistemde Başkanlık sisteminin partileri yan yana getirme gibi bir sistemi var. Başkanlık sisteminde yüzde 50’nin üstünde oy almak için ittifaklar kuruldu ve HDP bu ittifakın içerisinde yer almadı. Eğer bu seçim 2. tura kalsaydı bizler CHP’nin adayına oy verecektik. Çünkü 17-18 yıldır bu iktidar var, o iktidar tek adamlığa doğru gidiyor. Bu yönetimin değişmesi lazım. Bunu birkaç bölgede ve şehirde uyguladık, İstanbul, Ankara gibi illerde bunu uyguladık. Bu sistemin yıkılması için demokratik tercihimizi onun muhalif olduğu partiye verdik. Eğer sine-i millete dönerseniz sizin alternatifinizin olması gerekiyor. Siz Kuzey Kürdistan’da yeterli oyu alamazsınız, bir parlamento kuramazsınız sizi alıp içeri atarlar. Sine-i millete dönmek bu şartlarda kaçmaktır.