image

PeyamaKurd - Kürt yazar ve siyasetçi Zeynelabddin Han geçtiğimiz günlerde Almanyada hayatını kaybetmişti. Han’ın cenazesi, vasiyeti gereği memleketi Muş’un Varto ilçesine getirildi. Cenazesinin Muş Havaalanından alındıktan sonra Varto yulunda cenaze aracından indirilmesi, imamın Varto Belediyesi kayyımının talimatıyla Han'ın cenaze namazını kıldırmaması Kürt kamuoyunda büyük tepkilere neden oldu. 

PeyamaKurd, Zeynel Abidin Han’ın yakın çevresinden arkadaşı Hüsamettin Turan’a cenaze töreni sırasında yaşanan tadsız olaylar hakkında yaşananları sordu.

“Zeynel Abidin Han, genç yaşlardan itibaren tüm ömrünü Kürt ve Kürdistan mücadelesine adayan bir siyasetçiydi. Zeynel, anti sömürgeci ve bağımsızlıkçı bir yurtseverdi” diyen Turan, “Çok sayıda çeviriye imza attı, romanlar yazdı, güncel siyasal gelişmelere ilişkin makaleler kaleme aldı. Bu zaman zarfında ailesiyle beraber emek verdiği yayınevinde onlarca Kürtçe eser yayımladı.

Zeynel Abidin mücadelenin her alanında faaliyet yürüten biriydi. 1980 dönemi Diyarbakır Zindanında özgürlük mücadelesinde, basın yayında, sürgünde, diasporada hemen her alanda mücadele eden biriydi.

Bir Kürdistanlı olarak Kirmancki, Kurmanci, Sorani lehçelerinde yazan ve zorunlu kalmadıkça sömürgecilerin dilinde yazmayan ender bir Kurdistanlıydı” ifadelerini kullandı. 

O tatsız günde neler yaşandı? 

Turan şöyle devam etti: “Cenazeyi Muş Havaalanından aldıktan sonra Muş girişindeki polis noktasında sıkı bir kimlik kontrolünün ardından yolumuza devam ettik. Varto’ya 15 km kala Muş Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Avcı aracın şöförünü arayıp, cenazeyi indirerek geri gelmesini, aksi halde tutanak tutacağını bildirdi. Biz arkadaşları ve ailesi ambulansı bize tedarik eden Belediye Başkan Yardımcısı Aydın Özarslan’ı arayarak bilgi almaya çalıştı. Aydın Bey de sorunu Abdullah Avcı ile görüşüp cenaze sahiplerine döneceğini söyledi.” 

“Telefon görüşmesinden döndüğünde emrin büyük yerden geldiğini, kendisinin de bir şey yapamayacağını belirtti” diyen Turan şu sözleri dile getirdi, “İlgili başkan yardımcısının çabaları boşa çıkınca cenaze sahibi İsmail Han belediye başkanını aradı. Tüm aramalar cevapsız kaldı. Bizler de şoföre zarar gelmemesi için kendi imkanlarımızla cenazeyi Varto Cemevine getirdik. Bu kez de kaymakamın talimatı ile Cemevinde dini törenin yapılmasına müsaade edilmedi, gelen imam da tehditler yüzünden çekip gitti. 

Bu nedenle dini tören cenazeye gelen bir akrabasının çabasıyla yerine getirildi. İkinci kısıtlama da devlet yetkilileri kalabalığın izdihama neden olabileceğini bahane ederek mezarlığa gelecekleri kısıtladı. Sınırlı sayıda araca izin verildi. Kitlesel katılıma müsaade edilmedi.”

Zeynel Abidin Han, Güney Kürdistan’a giderdi. Orada bir çalışması veya projesi var mıydı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: 

“Zeynel Abidin Han, Güney Kürdistan’da birçok aydın ve siyasetçiyle ilişki içerisindeydi. Genç araştırmacılardan oluşan bir ağ oluşturup onunla Güney Kürdistan’da akademi kurmayı hedefliyorduk. Bu çalışmalar doğrultusunda zamanının çoğunu ziyaretler yaparak geçiriyordu. Birçok çalışması ve projesi vardı. Zaten bütünüyle Güney Kürdistan’a yerleşmeyi düşünüyor orada bir Kürt Felsefe köyü kurmayı istiyordu. 

Ama maalesef uzun zamandır hazırlığını yaptıkları romana son şeklini vermek ve baskıya yetiştirmek için Norveç’e gitmişti. Geri dönüşünde Berlin’deki evinde geç saatlere kadar bilgisayarda çalışırken kalbi yoğunluğa dayanamadı. Kürtlere daha çok eser kazandıracakken maalesef Kürt camiasını büyük bir acıyla baş başa bırakarak aramızda ayrıldı.”