image

Kürt zengin kesiminin, Kürdistan Hükümetinin yardım çağrısına yanıt vermeleri bir sorumluluk değil, mecburiyettir. 


® PeyamaKurd - Kürdistan Bölgesi Hükümeti (KBY), dünyayı bitkisel hayata itekleyen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisine karşı aldığı tedbirler kapsamında Kürdistan’daki her kesimi bağış yapmaya davet etmişti. Bu bağlamda hükümet, Kürdistan’da faaliyet gösteren iş insanlarını da bağış kampanyasına katılmaya davet etmişti. 

Kürdistan Bölgesi, ekonomik açıdan üst düzey bir konumda değil. Ekonomi-politikten anlayan herkes bilir ki Kürdistan Bölgesi’nin idaresi sadece petrol ile idare edilemez. Ayrıca bu duruma, uluslararası ticaret ile Bağdat Merkezi Hükümetinin ekonomi politikası da etkendir.   

Burada eleştiri getireceğimiz nokta, Kürdistan ekonomisi değil aksine Kürdistan ekonomisinin durumunu bilip Kürt milletine yardım etme konusunda gereken desteği sunmaktan kaçan milyarder Kürt iş insanlarıdır.  


“Kürt iş insanları ve milyarderleri nerede? 

Konumuz, Kürdistan Bölgesi Hükümetinin çağrısı üzerine toplanan bağış paralarının yetersizliğidir. Kürdistan’da on binlerce milyoner ve yaklaşık 40 civarında da milyarderin olduğu iddia edilmektedir.

Bu iddianın doğruluk payı düşük dahi olsa hükümetin bağış kampanyası çağrısına sadece 18 milyon Dolar vermeleri aslında Kürt burjuvazisinin kendi milletine verdiği değerin ne kadar az olduğunun da göstergesidir. Pandemi dönemine toplanan 18 Milyon Dolar günümüz kapitalist sisteminde bir futbolcunun transfer parasından daha azdır. Bu kadar zengin iş insanlarına rağmen ortaya çıkan miktar üzüntü vericidir.

Bu kişilerin yardım çağrısına yanıt vermeleri bir sorumluluk değil, bir mecburiyettir. 

Çünkü yarım yüzyılı aşan mücadele tarihi, yüzbinlerce şehidin kanı üzerinde şekillenen özgür Kürdistan’ın olanakları çerçevesinde sermaye üzerine sermaye katan Kürt zenginlerinin, bir tehlike dalgasına karşı başlatılan mücadeleye gülünç bir miktar ile katkı sunması kabul edilebilir bir durum değildir. 

Kaldı ki Kürdistan’da faaliyet gösteren burjuvazi kesim, uluslararası ticaretin sunduğu vergi hukukuna göre vergi de ödemiyor. Tüm demokratik ve hukuk devletlerinde, ticaret yapan herkes neredeyse %35 ila %45 arasında vergi ödemekle sorumlu tutuluyor. Bu vergi ödeme zorunluluğundan muaf olan Kürt zenginleri maalesef bağış kampanyasına gereken desteği de sunmuyor. 

Tabii vergi konusunda çare üretmek elbette siyasi kanada düşen bir görevdir. Kürdistan Hükümeti, Kürt milletinin mücadelesi sayesinde her geçen gün daha da zenginleşen sermayedar ve tekeli elinde tutan Kürt zenginlerine usulünce vergi ödemeye çağırmak zorundadır. 

Çünkü gelişmiş ve oturmuş bir sistem rayında ilerlerse aynen diasporada olduğu gibi kimsenin zorlanmasına gerek kalmayacak, Kürdistan’ın milyoner ve milyarder özneleri de sınırlarını tanımış ve buna göre hareket etme zorunluluğunda kalacak.


“Diaspora Kürtleri her yıl yüksek meblağda bağışlar topluyor” 

Birçok kişi belki bilmez ama diaspora Kürtleri işçilerinin, memurlarının, çalışanlarının ve zenginlerinin PKK’ye sundukları katkı çok çok fazladır. Diaspora Kürtleri, gönüllü ya da zorunlu olmak kaydıyla PKK’ye her yıl neredeyse ‘50-100 Milyon Euro civarında’ bağışta bulunuyor. 

Demek ki her şey zengin olmakla bitmiyor. Ayrıca ezilen bir milletin içinden çıkan burjuvazinin o acıları unutup kendi milletini unutması sorgulanması gereken bir durumdur. 

Bu bağlamda Kürdistan Hükümeti, söz konusu gerçeği göz önünde bulundurmak ve Kürt milletinin mücadelesi sayesinde sermayelerine sermaye katan Kürt zenginleri ile pazarda tekel sahibi olmuş öznelere, bazı gerçekleri hatırlatmak zorundadır.