image

“Selimi’nin ailesi ile bağlantılı bir kaynak, bize bu konuda bilgi verdi. Mustafa Selimi’nin idam edilmeden bir gün önce Seqiz cezaevinde oğlu ile yaptığı görüşmede, ‘zindandan kaçtıktan sonra Güney Kürdistan’a geçmek istedim. Fakat Penciwin’de asayiş güçleri tarafından tutuklandım ve İran’a iade edildim’ diyor.”


PeyamaKurd - Geçtiğimiz günlerde İran rejimi tarafından idam edilen eski Peşmerge ve Kürt mahkum Mustafa Selimi’nin kimler tarafından, neden ve ne için İran’a teslim edildiği müphemliği güncelliğini koruyordu. Fakat yaşanan bu vahim hadisenin hazırlayıcıları ya da kliklerinin kimler olduğu ortaya çıkmaya başladı.

Söz konusu hadise, bir kaçış ve yakalanış senaryosundan çok daha fazla perde arkası barındırıyor. Çünkü İran’dan, kendi topraklarına kaçmayı başaran Selimi, Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) içinde faaliyet gösteren İrancı bir grup tarafından açıkça İran’a teslim ediliyor. Selimi bu olayı ailesine yolladığı son mesajlarda da dile getiriyor.

Kürdistan İnsan Hakları Ağı yöneticilerinden Kawa Kirmaşani, Mustafa Selimi’nin oğlunun idam edilmeden önce kendisi ile görüştüğünü ifade ederek dikkat çeken şu bilgileri paylaştı:

“Selimi’nin ailesi ile bağlantılı bir kaynak, bize bu konuda bilgi verdi. Mustafa Selimi’nin idam edilmeden bir gün önce Seqiz cezaevinde oğlu ile yaptığı görüşmede, ‘zindandan kaçtıktan sonra Güney Kürdistan’a geçmek istedim. Fakat Penciwin’de asayiş güçleri tarafından tutuklandım ve İran’a iade edildim’ diyor.”

‘Sesli mesajlar bulunuyor’

Mustafa Selimi koronavirüs karmaşasından yararlanarak yaklaşık 2 hafta önce hapishaneden kaçmış, yaklaşık bir hafta Rojhilat’ta saklandıktan sonra Güney Kürdistan’a geçme fırsatı bulmuştu. Selimi olayında, ABD’de bulunan Kürt gazeteci Ali Ciwanmerdi’ye ulaşan sesli mesajlar da mevcut. Bu sesli mesajlardan bir tanesi Rojhilat’ın Seqiz kasabasında bulunan bir gence diğeri ise, Süleymaniye’nin kasabası olan Pencewî’den bir kişinin ona yolladığı sesli mesaj.

Bu mesajlardan elde edilen bilgilere göre, Mustafa Selimi Pencewi’nin, Germik nahiyesine bağlı ‘Siyagoz köyünde’ bir camide bekliyor ve oradakilere ‘kim olduğunu, nereden kaçtığını’ söyledikten sonra konu hakkında Süleymaniye asayiş birimleri haberdar ediliyor. Daha sonra Pencewi asayişinden ‘Kamuran Pirşeng, belirli komutları aldıktan sonra yetkili ekibi ile birlikte, Mustafa’nın bulunduğu Pencewi’nin bir köyüne doğru hareket ediyor.’

‘Madem teste gidiyoruz, ellerim neden kelepçeli?’

Kamuran, Mustafa’ya, “Sen, İran’dan gelmişsin seni korona testi yapmaya götürüyoruz” diyor. Fakat bu sırada elleri kelepçeleniyor, Mustafa ise, “Madem beni teste götürüyorsunuz ellerim neden kelepçeli” diye soruyor. Fakat bu soruya kimse yanıt vermeden onu, Pencewî’ne ait Seyranbend adlı sınır noktasında bulunan asayiş sorumlularından Şeyh Awad Cemal Nizarei’ye teslim ediyorlar. Sonra geri dönüyorlar.

Mustafa ise onlara tekrar ve tekrar kim olduğunu söylüyor. İran’a teslim edileceğini bilen Mustafa Selimi, “Bırakın, o zaman ben kendimi öldüreyim. Beni teslim etmeyin” diyor. Ama hiçkimse onu dinlemeden yaklaşık 6-7 saat teslim edecekleri noktada bekliyorlar. Bu beklemeden sonra İran’ın askeri istihbarat örgütü olan Karargâh-i Ramazan, iki askeri taşıt ve silahlı neferler ile Mustafa’yı teslim alıp götürüyorlar.

Kargâh-i Ramazan, Mustafa’yı önce Bane kasabasına daha sonra Seqiz’e götürüyorlar. Bu hadisenin büyümemesi ve patlak vermemesi için de hemen idam edilmesine karar veriyorlar. Selimi, götürüldüğü günün ertesinde, (10.04.2020 tarihinde) idam ediliyor. İdam edilişinin nedeni ise bu gelişmelerin ve kirli planın patlak vermemesi.

Bu olayı gizlemek isteyenler her ne kadar inkâr etse de Selimi’yi teslim edenler ile idam edenlerin fark edemedikleri bir gerçekte var. Bu da Mustafa Selimi’nin, ailesine olan son sözleri. Mustafa ailesine son sözlerinde açıkça, “Beni, onlara YNK’nin asayiş birimleri teslim etti” diyor.

‘Kürdistan Hükümeti zan altında bırakılmıştı’

Bu gelişmeler esnasında, İran’a yakın çevreler, YNK içindeki İrancılar, Güneydeki İrancı klikler ve korkutulan bazı gazeteciler de Mustafa Selimi’nin, siyasi biri olmadığını mafya ve çete grubundan yargılandığını iddia etmeye başlıyor, Mustafa Selimi’nin, yıllarca PDK-İ’nin bir Peşmergesi olduğunu, iki Pasdaranı öldürdüğünden dolayı 17 yıldan beridir hapiste oluşunu es geçiyorlar.

Bu olaylar gösteriyor ki Mustafa Selimi, YNK içindeki bazı İrancı klikler tarafından açıkça teslim ediliyor ve idama götürülmesine zemin hazırlanıyor. Söz konusu olay bazıları tarafından Kürdistan Hükümeti’nin üzerine de atılıyor ama Kürdistan Hükümeti yaptığı açıklamada, ‘Söz konusu hadiseden haberdar olmadıklarını, olayın açığa çıkması için acil araştırma komisyonu kurulacağını’ beyan ediyor.

‘ABD kanadından KYB’ye sert uyarı’

Daha sonra (11 Nisan’da) ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden David Copley, Lahor Talabani ile telefon aracılığı ile görüşüyor ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) sorumlularına sert eleştirilerde bulunuyor. Copley söz konusu görüşmede, KYB eş başkanı olan Lahor Talabani’nin hadise karşısındaki duruş ve tavrını ABD karşıtlığı olarak değerlendiriyor. Copley ardından Kürdistan Bölgesi Yönetimi Başkan Yardımcısı Kubad Talabani ile de telefonda görüşerek olayın gelişimine yönelik sert tavırlarını iletiyor. Burada şunu eklemek gerekiyor, YNK içindeki birçok kişinin bu olaydan haberi yok. Bu olay YNK içindeki İrancılar tarafından gerçekleştiriliyor.

Mustafa Selimi’nin kim veya kimler tarafından teslim edildiği açık beyan ortadadır. ABD kanadı dahi bu işe müdahale oluyor ve bunu kamuoyu ile paylaşma gereği duyuyorsa demek ki bu olayı sadece bir kaçma ve ‘haberim yoktu açıklamalarına indirgenmesini ‘değil, tam aksine İrancı faaliyette bulunanlara ciddi bir uyarı olarak algılamasını istiyorlar.