image

PeyamaKurd - Zinê Wertê meselesinin bilinmeyen gerçekleri nedir? Birçok kişinin adını ve yerini dahi bilmediği Zinê Werte, nasıl başat konu haline geldi. Coğrafi manada şu ana kadar stratejik bir role sahip olmayan Zinê Wertê nasıl oldu da bir anda tüm Kürdistan’ın gündemine girdi?

Bu soruların yanıtı kuşkusuz ki medyada servis edilenlerin çok çok daha derininde yer alan realitelerdir. Bu hadiseyi anlamak ve sağlıklı yoruma kavuşturmak için yapılması gereken ilk müdahale meseleyi çözümlemektir. 

ABD-İran hesaplaşması ve PKK” 

Zinê Wertê meselesi yansıtıldığı gibi, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) arasındaki bir olay değil. Birçok kişinin atladığı üzere söz konusu bölge aslında bir ‘ABD-İran’ meselesinin konumudur. PKK içinse Zinê Wertê, algı yaratmak için kurguladığı bir medya savaşıdır. Çünkü PKK, bu savaşın bir parçası olmak için çaba gösteriyor. 

Zine wertê gerçekliğini çözümlemek istiyorsak bu yıl Irak ve Güney Kürdistan’da yaşanan gelişmeleri yeniden hatırlamamız gerekiyor. ABD, Irak’ın önemli yerlerinde bulunan güçlerini (K1 ve Tavi üssü) çekti ve Erbil’e kaydırdı. Geçtiğimiz günlerde de Erbil’de Patriot füzelerini aktif hale getirdi. İşte tam bu aşamada Zinê Wertê stratejik öneme kavuştu. Neden mi? Çünkü, bu bölge artık Patriotların ateşlenme merkezi olan Harir’in atış menzili alanında idi ve ABD, bu bölgede İran tarafından yönlendiren YNK ve PKK gibi İran’a yakın örgütlerin olmasını istemiyordu. Hal böyle iken; tüm problemler bu noktada başladı. 

“Peşmergelerin karalanması ve PKK’nin hedef kitleyi yönlendirilmesi”

PKK medyası, Zinê Wertê meselesinden önce Pêşmerge güçlerini karalamak adına ‘özellikle Şakir Ferman Boncuk adlı bir kişinin Libya’da yakalanması ve daha önce Roj Peşmergesi olduğunu söylemesinden sonra’ fırsat yakalayarak asparagas dezenformasyonlar ile bu haberi servis etti. Fakat daha sonra Hafter kanadı belgeler ile yaptığı açıklamada böyle bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını açıkladı. 

(Burada dikkat edilmesi gereken nokta tam olarak şuydu: PKK, kendi hesapları için Kürtler arası problem çıkarmaktan asla geri durmayacaktı. Buna Duran Kalkan’ın, “KDP’nin bölgeye gelmesi savaş sebebidir” şeklindeki tehdidinden de rahatça okuyabiliriz.)

Daha sonra PKK medyası algıları Zinê Wertê üzerine yoğunlaştırdı. Çünkü PKK, ‘Yasama, Yürütme ve Yargıdan sonra en önemli dördüncü kuvvetin medya olduğu deneyimini yıllardan beri edinegelmiş bir yapıdır.’  Medya aracılığı ile KDP ve Kürdistan Hükümetini tamamen karalama bombardımanına tutan Kandil ekibi, bu hamle ile aslında İran’ın direktifleri ile hareket ettikleri gerçekliğini perdenin arkasına gizleme metodunu uygulamaktan başka bir şey yapmıyordu. 

“YNK ve PKK çatışması”

Burada, bir noktayı açıklığa kavuşturmak gerek. YNK ve PKK 2000 yılında bu bölgede çatışmış, YNK birçok kayıp vermiştir. Fakat iki taraf, 2001’in ilk ayında yaptıkları anlaşma gereği Zine Wertê’ye kimsenin girmemesi konusunda da anlaşmışlardır. Zinê Wertê’de YNK’nin de belli bir siyasi etkinliği olmasına rağmen bu bölge idare anlamında KDP’nin etkili olduğu bir yerdir ve kararlar Kürdistan Hükümeti tarafından alınır. Yani bunu KDP ya da Barzaniler değil, seçilmiş Kürdistan Hükümeti karara bağlar. 

Halihazırda Kürdistan Hükümeti günlük açıklamalar ile süreç hakkında bilgileri paylaştı ve asılsız iddialara inanılmaması gerektiğini ifade etti.

‘ABD’nin sert uyarısı ve YNK kliğinin hemen geri çekilmesi’  

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz günlerde basına, “KDP, YNK Peşmergelerinin geçişine izni vermedi” haberi servis edilmişti. Buraya güç sevk edilmesi gayet normal bir durumdu. Çünkü hükümet, tehlikeli gördüğü yerleri koruma hakkına sahiptir. Lahor Cengi Talabani ise, 24-25 Mart tarihlerinde Peşmergelerin gelişine karşı, bölgeye kendisine bağlı bir Peşmerge birimi yolladı. Fakat bu durumu ABD fark edince Lahor’a direkt sert bir uyarı yolladı ve güçleri geri çekmesini istedi. 

Lahor’un başını çektiği YNK içindeki İrancı klik, güçleri çekmezse  ABD’nin kendilerine ‘İran milisi’ muamelesi yapacağını çok iyi biliyorlardı. Lahor, Washington’un sert ültimatomuna karşı güçleri hemen çekti ve kendini koruması için Neçirvan Barzani’nin yanına attı. 

Kürdistan Bölgesi = Türkiye’dir algısı”

YNK ve KDP’nin alana ortak güç için anlaştıkları ve beraber bir karakol gönderecekleri haberleri de çıkınca PKK medyası hemen bir haber yayınlayarak ortalığı ateşe verecek şu sözleri kullanıyordu, “Ortak Pêşmerge gücünün Türk devletinin planı olduğu belirtildi.” 

ABD, Zinê Wertê’yi artık stratejik bir yer olarak görüyor ve orada asla kimsenin kalmasına müsaade etmeyecektir. PKK ve İran da  bunu çok iyi bildiği için medyaları aracılığı ile ‘Kürdistan Bölgesi = Türkiye’dir’ algısı yaratıyorlar. 

Zinê Wertê’nin ABD’nin stratejisi doğrultusunda şekillenmesi, İran tarafından büyük bir kaygı ile karşılanıyor. Çünkü bölgede varlık gösteren PKK, İran’ın saha kolu olarak faaliyet gösteriyor ve bu da İran’ın, ABD tarafından bir kez daha yenildiğini gösteriyor. KDP ve YNK anlaşmasını PKK kanadı,Türk devletinin oyunu şeklinde lanse etti. KDP ve YNK arasına girerek halkın harekete geçmesini istedi, bölgede ayaklanma olur diye tehdit etti.

Kandile operasyon yapıldı diye KDP’yi teşhir etmeye çalıştılar. Oysaki Zinê Wertê’nin Türkiye’nin Kandil operasyonu ile alakası yok.  Türklerin, Zine Werte’den Kandil’e girmesi için önce Çoman ve Rewanduz konumunu işgal etmesi gerekiyor. Çünkü Zinê Wertê, 36 km Rewanduz ve 30 km ise Ranya’nın kuzeyinde yer alan uzak bir bölgedir.  

“2020 hedefi, Kürdistan Bölgesi”

PKK medyasının bu tarz klişe haline gelmiş haberleri, elbette ki kendiliğinden olan bir durum değil. PKK medyası yönetim tarafından belirlenmiş bir siyasi ajandaya göre hareket ederler.  Bu servisler gösteriyor ki ABD ile baş edemeyen PKK, İran’ın yönlendirmesi ile 2020’nin bahar-yaz planlamasında yine KDP adı altında bölge hükümetine karşı bir hamleye girişecek.  

(“Hatırlanacağı üzere 2019 yılında da her şey bu şekilde başlamıştı. Geçtiğimiz Mart ayında “Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medya Savunma alanları hakkında istihbarat veriyor, Türkiye ajanları var dendi, halka eylem çağrısı yapılmış ve hepsinin sonu Erbil’deki Hokkobaz Restoranda 3 kişinin öldürülmesi olayı ile bitmişti.”)

Görünen o ki, İran’dan direktif alan PKK ve ittifakta olduğu YNK içindeki klik, bu sefer Kürdistan Hükümetini kırsalda zorlamaya ve yeni bir kaos yaratmaya çalışacak. Fakat onlar da farkında olacak ki işler eski minvalde yürümeyecek çünkü artık bölgede hukuksal anlamda idareyi sağlayan Kürdistan Hükümeti ile güç konumlandırmış ABD tarafı var. 

“Propaganda yöntemi zarardan ibarettir”

PKK mecrasının propaganda şekli, Kürdistan Hükümetine karşı kullandığı düşmanca dil, hükümeti baskı altında tutma çabaları gösteriyor ki: PKK, silahlı çatışmayı bile göze almıştır.

Kürdistan halkı bu duruma karşı duyarlı olmalıdır. PKK medyası her zaman için adı açıklanamayan kaynaklardan haber servis edecek,  yönetiminin çıkarlarına göre haber üretecek. Kürt milletinin burada mutlaka yapması gereken şey, önce PKK basınının söylediklerini sorgulamak, hemen inanmayan ve kendisine yanıt veren bir halk kesimi olduğunu hissettirmek. 

Kürtler, özellikle sosyal medyada gaza gelmeyerek şunu da göstermelidirler: 

“Uyanıyor, sorguluyor, partizanca propagandalara inanmıyoruz!”