image

PeyamaKurd - Kürtlerin tarihi çok geniş bir zamana yayılmıştır. Fakat Kürtler, geçmişteki anlaşmalardan ve politik yetersizlikten dolayı istediklerini almakta zorluk yaşamış bir halktır. Fakat Kürtler, haklarını almak için asla savaşmaktan geri durmamış ‘Bağımsızlık rüzgarını estirmeye’ devam etmiştir. 

Middle East Monitor’de “Suriye Kürtlerinin Türkiye ve ABD'ye yönelttiği tehdidin değerlendirilmesi” konulu bir analiz yayımlandı. Söz konusu analizde Kürtlerin tarihi ve bugün geldikleri aşamadan bahsediliyor. Yazıda dikkat çeken bir nokta ise Rojava’da varlık gösteren özerk yönetimin aslında Kürdistan’ın Bağımsızlığı için faaliyet gösterdiği ifadesi. 

“25-35 milyon arasında değişen bir nüfus”

Kürtler, Mezopotamya bölgesinde yaşayan 25 ile 35 milyon arasında değişen nüfusa sahiptir. Çoğunlukla Türkiye'nin güneydoğusunda, Kuzeydoğu Suriye'de, Kuzey Irak'ta, İran'ın kuzeybatısında ve Güneybatı Ermenistan'da yaşıyorlar. Sünni Müslüman çoğunluktalar, doğal olarak farklı lehçeler, siyasi bağlantılar ve bazı dini azınlıklar olmasına rağmen ırk, kültür ve dil Kürtleri farklı ulus devlet sınırları içinde birleştiriyor. Bununla birlikte din olgusu, Arap ve Fars komşularının aksine bugünkü Kürt kültürel yaşam tarzının temel bir unsuru değildir.

Kürdistan’ı kurma mücadelesi, Birinci Dünya Savaşı'ndan ve Batılı müttefiklerin 1920 Sevr Antlaşmasından sonra körüklendi. Lozan Antlaşmasından sonra Kürt bölgesinin bazılarının Türk yönetimi altında kalmasıyla ezildi. Başka bir deyişle, modern Türkiye de dahil olmak üzere birçok ulus devletin sınırlarının kurulması, Kürtlerin kendi devletlerini edinmelerine yol açmadı.

Suriye’deki Kürtler, yeni ve farklı bir bölüm açtılar”

Suriye'deki Kürtler modern tarihlerinde yeni ve farklı bir bölüm açtılar. Suriye iç savaşı 2011'de başladığında, azınlıklar çatışmada farklı bir yaklaşım izledi. Suriye rejimi, Suriye ayaklanması ve IŞİD olarak bilinen terör örgütü gerçeğini tamamen görmezden geldi. Bunun yerine, Kürtler Suriye'nin kuzeyinde Rojava olarak bilinen kendi kendini yöneten bir bölge kurdular. Temmuz 2012'de Beşar Esad komutasındaki Suriye rejim güçleri Şam, Halep, Humus ve Deir Ez Zor’u savunmak için kuzeydoğu Suriye'den çekildi. Buna karşılık, Kürt Demokrat Birliği Partisi (PYD) kendisini “radikal demokratik” bir tarzda korumaya ve yönetmeye karar verdi. Rojava'nın özerk bölgesinin, üç ana şehri Kobani, Cezire ve Afrin dahil olmak üzere Halk Koruma Birlikleri (YPG) tarafından savunuldu. 

ABD, Rus destekli rejime ve IŞİD'e karşı yürütülen savaşta Kürtlerle fırsatçı bir ittifak yaptı. Örneğin, IŞİD Ocak 2015'te Kobani'yi kuşattığında Amerika, Kürtlere hava koruması sağladı. Söz konusu ABD desteğiyle, Rojava daha fazla toprak kazandı ve IŞİD’ten kurtarılan şehirleri, Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu olarak adlandırılan şemsiye altında birleştirdi. Kürt savaşçılar, daha sonra 11 Ekim 2015'te Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) oluşturmak için Kürt olmayan savaşçılarla da ittifak kurdular. 

Kürtler, ister özerk ister bağımsız olsun Türkler için bir tehdit”

Türkiye, ABD'nin çekilmesinden yararlandı ve ordusunu Rojava'ya gönderdi. Ankara, Suriye Kürtlerinin yükselişini terör örgütü olarak belirlenen Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) olan ideolojik bağları nedeniyle tehdit olarak gördü ve saldırdı. Bu beklenen bir durumdu. İster Rojava’da özerk bir bölge, ister bağımsız bir devlet olsun, güçlü bir Kürt varlığına sahip olmak, Türkiye için doğrudan jeopolitik bir tehdit oluşturmaktadır.

Suriye savaşına karışan bazı diğer partiler, Türkiye'nin yanı sıra ABD'nin Rojava'dan çekilmesine de ilgi duydular. IŞİD ve diğer aşırılık yanlıları Suriye Kürtleri ile uzun bir savaş geçirdi. Esad rejimi, kendisini Türk askeri operasyonundan korumak için bir araç olarak kuzeydoğu bölgesine askeri dönüşünü meşru gösterdi. Rahatlamış bir Rus hükümeti, ABD'nin daha düşük askeri varlığından da faydalandı.

Kürt bölgesi içindeki ile çevresindeki tüm dış çıkarları ve eylemleri bir kenara bırakırsak, Rojava aslında neye benziyordu? 

Merkezi olmayan özerkliği, Sosyal Sözleşme olarak bilinen anayasasına dayanıyordu. Hareket, “Demokratik ve ademi merkeziyetçi öz yönetimi, cinsiyetler arasında eşitliği, azınlıkların uzlaştırılmasına ve azınlıkların yönetime dahil edilmesine dayanan bir adalet sistemini” desteklediğini iddia ediyordu. 

Bunların hepsi, Türkiye'nin ve bir dereceye kadar ABD'nin tam olarak hoşuna gitmeyen demokratik bir yaşamın yönleridir. Kadınların rolü Rojava'nın en popüler unsurlarından biriydi. O bölgedeki Kürt savaşçıların üçte birinin kadın olduğuna biliniyor. Onlar YPG ile ön saftaydılar ve bölgesel hükümete dahil oldular. Zamanla bögedeki bazı Araplar ve Kürtler arasında çıkar çatışması ortaya çıktı. Çünkü öz yönetim stratejisinin dolaylı olarak ‘Bağımsız bir Kürdistan’ fikrini desteklediğini belirtmek gerekir. 

Kürtler, AB ve Batı tarafından tercih edildi”

Türkiye'nin kaygılarına bakıldığında, Irak'taki Kürtler isim dışında fiili bir devletten yararlanırken Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rojava projesine tepkisinin arkasındaki güdüyü anlamak ilginç bir alıştırma olacaktır. Bu durum gerçekten sadece Suriyeli Kürtlerin PKK ile olan bağlılığından kaynaklanıyor olabilir mi? Peki diyelim Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi bir gün PKK ile tam olarak uyum sağlamaya karar verirse ne olur?

Suriye bağlamında ve ötesinde radikal silahlı gruplara karşı savaşa bir alternatif sundukları için Suriye'deki Kürtler, çoğu Avrupa Birliği (AB) ve Batı ülkesi tarafından tercih edildi. Fakat ABD sahadaki müttefiklik dışında daha solcu olan Suriye Kürtleri ile siyasi anlamda uyumsuz olduğunu fark etti.

Buradaki temel argüman, Suriye'deki ABD-Kürt ilişkilerinde herhangi bir yeniden canlanma ya da Türkiye'nin Suriye'deki askeri operasyonlarının Kürtlere veya Suriye rejimine yansımalarından ziyade, Kürt özerk bölgesinin ABD ile bir ittifak konusunda şu an kararsız olduğu, ancak Türkiye ile yüzleşmekten çok emin olduğudur. 


Çeviri | PeyamaKurd