image

PeyamaKurd - Rojava’da yaşananlar, uluslararası hukukun geçerli yasalarına rağmen vatansızlığın durumunu gözler önüne seriyor. Suriye topraklarının neredeyse üçte birini oluşturmasına rağmen, Rojava ne Suriye rejimi ne de uluslararası toplum tarafından meşru bir toplum olarak tanımlanıyor. Bu tanıma eksikliğiyle gelen sınırlamaların Kovid-19 salgını ile feci sonuçlar doğurabilir. 

İngiltere merkezli bir web sitesi olan, sosyal ve politik meselelerin rapor, analiz yolu ile kayıt altına alındığı openDemocracy, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında Rojava’nın durumunu konu edindi. Sitede yayınlanan rapora göre Rojava birçok yardımdan faydalanamıyor ama kendi imkanları doğrultusunda pandemiyle müthiş bir şekilde başa çıkıyor. 

PeyamaKurd, openDemocracy’nin, “Rojava: Bir salgın döneminde vatansızlık” başlığı ile yayınladığı raporun çevirisini yaparak sizlere sunuyor: 


“Savaşın parçaladığı Rojava şimdi salgınla karşı karşıya”

Rojava, IŞİD’e karşı savaş nedeniyle korkunç koşullara ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin de Ekim 2019’da saldırması ile daha da felakete sürüklendi. Birçok imkandan yoksun bırakılan halkın bölge genelinde suya erişim sıkıntısı bulunuyor. Bölgede ve on binlerce IŞİD’li unsurun tutulduğı kamplarda sosyal mesafenin korunması da imkansız.

Bu teröristlerin ait olduğu ülkeler, geri dönmeleri ve onları yargılanmak istemedikleri için, bu Rojava yönetiminin boynuna düştü. Genel olarak bakacaksak Kürt yönetiminin, özellikle bir pandemi bağlamında, savunmasız nüfusu için yeterli koruma ve sağlık hizmeti sağlaması için çok az imkanı bulunuyor.

Bölgenin sağlık sistemi savaştan büyük ölçüde etkilenmiş durumda ve 11 hastanenin sadece 2'si tam olarak faaliyete. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) işleri daha da kötüleşmemesi için, BM’ye ve uluslararası kuruluşlara yaptığı Türkiye ve Türkiye destekli milislerin saldırılarının bir an önce durması çağrısı hala havada asılı duruyor. 

Bu koşullar göz önüne alındığında, uluslararası kuruluşların bölgede KOVID-19'un yayılmasını önlemede yardımcı olmaları beklenebilir. Fakat bunun yerine, BM ve DSÖ sadece bir ülkenin resmi temsilcileri ya da bu doğrultuda çalışma politikaları olduğu gerekçesi ile Özerk Yönetimi, Esad rejiminin merhametine terk etti ve Rojava’ya doğrudan destek vermeyi reddetti. 


"Devlet yok, yardım yok"

İnsani yardıma erişim; uluslararası tanınma ve destek eksikliğinden dolayı, pandemiden önce de Özerk Yönetim için ana bir problemdi. Türkiye'nin bölgeye saldırmasına paralel olarak en büyük uluslararası yardım kuruluşlarının da bölgeden ayrıldığını deneyimlediler. 

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Suriye’ye yollanan yardımlar, rejimin fonları kötüye kullandığı ve Rojava'ya insani desteğin ulaşmasını engellendiğinin bilinmesine rağmen hala doğrudan Şam'a gidiyor. 

Durum şimdi pandemi tarafından daha da kötüleşti. Dünya Sağlık Örgütü ve BM'nin bölgede olmaması, STK'ların KOVID-19 ile mücadeleye destek olarak sunduğu 2 milyar dolarlık BM fonuna erişemediği anlamına da geliyor. Yani devlet yoksa yardım da yok politikası işliyor. 

Buna karşılık, BM’ye bağlı ve diğer kuruluşlar da Rojava’daki sınır kapısının aksine açık kalan Türkiye sınırı aracılığıyla bölgeye yardım sağlamaya çalışıyor. 


"Rojava pandemiye cevap veriyor"

Bu zorluklara rağmen Özerk İdare, zorlu koşullar altında bile nüfusunu koruma yeteneğini göstermiştir. Salgının başlarında yönetim, sınır geçişlerini kapatarak ve bölge çapında sokağa çıkma yasağı ilan ederek KOVID-19'un yayılmasını önlemek için önlemler aldı. Koronavirüs vakaları için 120 yataklı hastane de kuruldu. Ancak bu hastaneler sadece orta şiddetli vakaları kaldırabilir. 

Özerk Yönetim aynı zamanda, elektrik faturalarından feragat ederek, gıda fiyatlarını düşürerek ve temel ihtiyaçların ev teslimatlarını koordine eden önlemler almıştır. Okullar ve üniversiteler kapatıldı, eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için online dersler ve konferanslar başlatıldı. Ama Rojava’nın çok sınırlı bir üretim kapasitesine sahip olduğu ve tıbbi teknolojiler konusunda uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğu inkar edilemez. 


“Kürtlerin vatansızlığını sona erdirmek için tam baskı kurulmalı”

Pandemi, ciddi sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Virüs, bütün toplumları rejimlerin merhametine terk etmek anlamına gelse bile, bu konuda yetersiz kalınmıştır. Tarafsız kuruluşlar dahi insani rollerini yerine getirmek yerine, kabul görmüş ve bir statüye sahip olan haklara imkanlardan faydalanmaları için daha çok imkan tanımıştır. Kendi kaderini tayin etme hakkına sahip halklar ile yeterince ilgilenmemiştir. 

ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyonun Rojava’ya yolladığı bazı yardımlar olsa da, bunlar yetersizdir. Türkiye'nin Kürtlere karşı yürüttüğü uzun soluklu savaşı durdurmak, uluslararası hukukta Rojava’nın özerkliğini ve temsilini sağlamak ve BM destekli Suriye barış görüşmelerinde Kürtlerin vatansızlık durumunu sona erdirmek için, uluslararası toplum Rojava konusunda tam baskı kurmalıdır.