image

PeyamaKurd - Suriye iç savaşı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın umduğunu bulmaya yetmedi. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad; Rus, İran ve Hizbullah'ın yardımıyla radikal grupları (ama en radikali Türkiye'den destek bulan muhalif güçleri) büyük ölçüde mağlup etti. 

IŞİD 2014 yılında, Türkiye'nin sınırına yakın olan Kobane'deki Kürtlere saldırdığında, Erdoğan sadece çok ihtiyaç duyulan malzemelerin geçişini engellemek ile kalmadı, aynı zamanda IŞİD’lilerin Türkiye'nin sınırlarını aşarak Kürt savaşçılarını geçmeye çalışmasına göz yumdu. ABD’nin Kürt savaşçılara yönelik hava desteği ise Kürtlerin bu terör kuşatmasını kırmalarına yardımcı oldu. Ancak Türkiye, Kürt zaferinin kaçınılmazlığını fark ettiğinde, zaferden payını almak için Kürtlere tedarik gitmesi için sınırını açtı.


ABD’li yazar Michael Rubin Washington Examiner’de Rojava’daki güvenli bölge üzerine bir yazı kaleme aldı. Rubin yazısında bu bölgelerin ne kadar güvenli olduğunu, Türklerin Kürt bölgelerinde ne yaptığını neden radikal milisleri desteklediğini yazdı. Ayrıca yazar, ABD’nin Kürtleri terk ettiğini ve kadın kuruluşları tarafından yayınlanan bir raporda çete grupların Kürtlerin mal varlığına el koyduğunu, kadınlara karşı taciz ve istismar uyguladığı ve bunların kadın cinayetlerine kadar gittiği ifade ediliyor. Michael Rubin ayrıca ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’e ilişkin eleştirilerde de  bulunuyor. 


“Kürtlerin davalarına olan inançları” 

Kürtlerin sadece Esad'ın rejimi ile değil, El Kaide bağlantılı El Nusra ve IŞİD ile de savaşmaları ve galip gelmeleri sadece küçük bir mucize değil, aynı zamanda hem Kürt güdüsüne hem de davalarının doğruluğuna olan inançlarına yönelik bir kanıttı. 

Rojava olarak adlandırılan Kürt kontrolündeki bölge, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk İdaresi olarak büyük ölçüde başarılı sonuçlar verdi… İstikrar ve güvenliğin hattı oldu. Petrol ve tarım Suriye rejimi ile Türkiye tarafından yürütülen ambargolara rağmen yönetimin mütevazı ekonomik kazanımlar elde etmesini sağladı. 

Kürt yönetimi, Müslümanlara, Hristiyanlara, Ezidilere ve diğer etnik gruplara özgürce ve kısıtlama olmadan ibadet izin verdi. Kültürel çeşitliliğe ve dini farklılıklara da saygı gösterdi. En önemlisi, Rojava’daki Kürtler topraklarını kontrol etti ve Türkiye'nin kullanılmasına izin vermedi. 

“Türkiye’nin Kürtlere yaklaşımı: Alaycı ve ırkçı” 

Türkiye'nin Kürtlere yaklaşımı en iyi tabirle ‘alaycı’ en kötü tabirle de ‘ırkçı’ olmuştur. Erdoğan, ülkedeki önemli seçimler öncesi Kürtlere ulaştı, ancak son seçimlerde Kürtler, (Halkların Demokrat Partisi) İslamcı otokratik AKP’ye destek olmak yerine intikamla karşılık verdi. 

Erdoğan seçim öncesi, tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın mesajı ile Türkiye'deki Kürtlere yanlarında olduğunu göstermek adına bir zeytin dalı uzatacak kadar ileri gitti. 

“Özal, özerkliğe izin verdi” 

Erdoğan’ın asıl amacı, Kuzey Suriye (Rojava) için "güvenli bir bölge" konsepti önerdiğinde tam teşhir oldu. Erdoğan'ın aklında olan şey, Saddam Hüseyin'den kaçan Kürt mültecilerin akışını engellemek isteyen eski Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1991'de önerdiğinden çok farklıydı. 

Özal özerkliğe izin verdi, Erdoğan işgali tasavvur etti. Gerçekten de Türk güçleri ve desteklediği örgütler Kürtlerin kontrol ettiği Afrin ilçesine girdiklerinde etnik temizliğe yöneldiler. 

Hükümetin içinde ve dışında Türkiye'nin öyküsünü güçlendire ve eski Türkiye temsilcisi olan ABD Özel Temsilcisi James Jeffrey, Erdoğan'ın Suriye’deki Kürt topraklarında güvenli bir bölge önerisine teşvik desteği sağladı. Jeffrey’in bu desteği teorik manada Türklerin terörle mücadelesine yardımcı olmaktı. Ama Jeffrey, Kürtlerin kendi topraklarından (Suriye’de) Türkiye'ye saldırdığına dair hiçbir kanıtın (Erdoğan'ın kendi suçlamalarının ötesinde) olduğuna ise asla dikkat etmedi. 

‘Güvenli Bölge’ ne kadar güvenli? 

Donald Trump Kürtlere ihanet ettikten dokuz ay sonra Türkiye güvenli bölgeyi kurdu. Peki bu ‘güvenli bölge’ ne kadar güvenli? 

Elbette, Hıristiyanlar ve Ezidiler çok acı çekti. ABD’nin ihaneti de terör örgütü IŞİD'i canlandırdı. Şimdi, Suriye’deki Kürt kadın örgütü tarafından hazırlanan yeni bir rapor, Afrin'de Türk kontrolü altında yaşayan kadınlar için durumun ne kadar kötüye gittiğini gösteriyor. 

Raporda, kadınların “ezilmiş, küçük düşürülmüş, istismar edilmiş, evlenmeye zorlanan birçok reşit olmayan kız da dahil olmak üzere taciz, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldığı ayrıca kadın cinayetiyle sonuçlandığı” tespit edildi. Ayrıca Türkler ve destekledikleri radikal milisler, özel alanların yerle bir edilmesi ve okullarda Kürtçe dilin yasaklanması (bunun yerine Türkçe ile değiştirilmesi) de dahil olmak üzere kültürel yıkım gerçekleştirdiler.

Jeffrey ve diğer realistler, ABD’nin yalnızca “taktik ve geçici” bir anlaşmadan uzaklaşmak için mükemmel bir şekilde hakları olduğunu öne sürüyorlar. Eğer bu doğruysa, Türkiye'nin etnik temizliği, kadınlara karşı sistematik şiddeti, radikal gruplara olan desteği ve IŞİD'in yeniden dirilişinin neden ABD’nin çıkarlarına olduğunu da açıklamalıdırlar. 


Çeviri | PeyamaKurd