image

PeyamaKurd - ABD’nin Rojava’da yeniden etkili olması, Kürtlere güvence vermesi, ABD’nin de Kürtler tarafından ittifak anlamında kabul görmesi ve bunların ardından Kürt ittifakının gerçekleşmesi vs… Tüm bu gelişmeler, Kürtlerin lehine ilerlerken aynı zaman içinde gerek iç gerek dış eksende Kürtlerin aleyhine olacak birtakım adımların atıldığına da şahit olmaktayız. 

Son günlerde kamuoyunda dolaşan “PYD’nin Rusya’nın garantörlüğünde Şam ile yeniden müzakerelere başladığı ve iki taraf arasında “kısmi” anlaşmaya varıldığı” haberleri incelenmeye ve sorgulanmaya değecek bir algı operasyonudur. 


Bizi takip eden okurlarımız Kürt ittifakına verdiğimiz değeri ve önemi fark etmişlerdir. Kürt ittifakına tahammül edemeyen çevrelerin bu tip faaliyetlerin başını çekmesi ittifaka zarar vermektedir. Bundan dolayı okuyucularımızı, PeyamaKurd olarak perde arkasına kalan kimi gelişmelerden haberdar etmek zorunda  olduğumuzu hissediyoruz. 


“Sözde müzakere ve kısmi bir anlaşma” 

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde ABD’nin araya girmesi ile Rojava’daki Kürtler ‘birlik’ manasında önemli adımlar atmıştı. Bu adımlar Demokrat Birlik Partisi (PYD) ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) arasındaki buzların da çözülmesine zemin hazırlamıştı. Taraflar ikinci aşama görüşmelerinde ise gelecekte atılacak adımlara ilişkin somut veriler ortaya koymuştu. 

Durum bu şekilde ilerlerken geçtiğimiz günlerde PYD içinde PKK kanadına yakın ve etkisiz olan bir grubun PKK ve Rusya’nın aracılığıyla gerçekleştirdikleri ‘sözde müzakereler’ başlamış ve kısmi ‘bir anlaşmanın sağlandığı’ iddia edilmişti. 

ENKS ve PYD’nin kamuoyu önünde yaptıkları anlaşmalar, açıklamalar, belgeler mevcutken ‘müzakerede kısmi bir anlaşma sağlandı’ ifadeleri Kürt kamuoyunu zedelemek ve Kürt milletinin algısı ile oynamaktan başka bir şey değil. Her şeyden önce şunu bilmekte yarar var ki bu adımı başlatanlar ister Rusya ister PKK içinde bulunan bazı fraksiyonlar olsun bunların ortak niyeti vardır. 


Birincisi: Suriye ve Rojava!da ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun girişimlerini zedelemek ya da sekteye uğratmak. 

İkincisi: Yine ABD ve Fransa öncülüğünde gerçekleşen ‘Kürt ittifakını’ engellemek, başarısız kılmak. 


“İttifakı engellemeye yönelik herkes kendi kartını masaya koyuyor”  

PeyamaKurd’e gelen bilgilere göre iddialara konu olan söz konusu ‘müzakerelerin’ ciddiye alınacak hiçbir tarafı bulunmamaktadır. Siyasi pazarlıklar kişilerin kendi arasında değil güçlü ve muhatap taraflarla yapılır. Bu bağlamda Şam’da ‘sözde müzakereye’ yönelik herhangi güçlü bir taraf yoktur.  

‘O müzakereleri’ başlatmak isteyen ya da ‘kısmi anlaşmaya varıldı’ algısı yaratanlar Rusya, PYD içinde bulunan çatlak sesler ile PKK’nin bazı kesimlerinin bir araya gelerek bölgede güçlü olduklarını gösterme manevrasından başka bir şey değildir. Aynı zamanda bu girişim Rusya ve İran tarafından desteklenen bir projedir.

"Türkiye eli kolu bağlı oturup bu gelişmeleri izlemiyor"

Eli kolu bağlı oturup bu gelişmeleri uzaktan izlemeyen Türkiye ise olaya farklı bir kod ile yaklaşıyor. Ankara, ENKS ile olan ilişkilerinden dolayı hala ENKS içinde yer alıp Türkiye ile bağlantıları bir türlü koparamayan kişiler aracılığı ile uluslararası koalisyonun girişimlerini engellemek ve Kürt ittifakını sekteye uğratma stratejisini sürdürüyor. 

PeyamaKurd’e gelen bir diğer bilgiye göre Türkiye, ENKS içinde kendine yakın bir isim olan Dr. Abdulhakim Beşar’ı ‘Suriye Muhalefetinin’ başkan yardımcılığına getirmek istiyor. 

Adı geçen kişi, ENKS’li yoldaşlarını Türkiye’ye şikâyet ederek Ankara’ya ne kadar sadık olduğunu göstermiştir. 

Ankara ise karşılığında, bir süre önce Kürdi çizgisinden taviz vermeyen ENKS’li bir yetkiliyi Suriye Anayasa Komitesi çalışmalarından uzaklaştırıp yerine kendine yakın olan Dr. Abdulhakim Beşar’ı görevlendirmişti. Şimdi de kendine bağlı olan bu kişi aracılığı ile Güneybatı Kürdistan’daki gelişmeleri sabote etmeye çalışıyor.

“Koalisyon önce ve sonrası Kürtlerin durumu” 

Şu realiteyi unutmamak lazım. Kürtleri, Şam ile müzakerelere tekrar zorlamak isteyenler, Kobani kapılarına kadar dayanan katliamlar ile uluslararası koalisyonun Rojava’da bulunmadığı dönemdeki kaos ve istikrarsızlık döneminin de baş mimarları idiler. 

O zaman Rojava’daki istikrarsızlık, kaos ve terör örgütü IŞİD’in Kürtlerin üzerine yürümesi herkesin malumudur. Bu kaos ve belirsizlik ortamı ABD ve koalisyonun bölgeye yerleşmesi ile çözüme kavuştu. Daha sonra Kürtler daha iyi mücadele etti, Suriye’nin en istikrarlı bölgesini yarattı ve dünya kamuoyunda kabul gördü. 

İşte bu gelişmelerden rahatsız olan İran, Rusya, PKK içindeki bazı ‘radikal kesimler’ son günlerde yaptıklarılar algı çalışmaları ile Kürtlerin zihinlerini bulandırarak Rojava’yı tekrar yıllar öncesi dönemine götürmek istiyorlar. Türkiye de kendine yakın kişilerle aynı senaryoyu sahneliyor. 

Ama Kürt milleti şunu iyi analiz etti: “Yeni gelecek eski kadro ve kurallar ile değil, yeni aktörler ve gerçeklik temeli esasına kurulu olmalıdır ki başarıya gidelim.”