image

PeyamaKurd - Belirsizlik kavramı Türk-Rus ilişkilerini etkilemeye başladı. Belki de bu durum başlangıçtan beri mevcuttu. Ancak iki tarafın ortak projeleri olduğu için gizlendi. Ancak, Suriye'deki işbirlikleri çöküş belirtileri gösterdiğinden ve Libya da bir rekabet arenası haline geldiğinden dolayı, belirsizlik daha görünür hale geldi.

Türkiye Eski Dışişleri Bakanı ve AKP kurucu üyesi Yaşar Yakış, Eurasia Review dergisi için “Türk-Rus işbirliği güçlükler ile karşılaşıyor” başlıklı bir analiz kaleme aldı. Yakış yazısında, Türkiye ve Rusya arasında kısmi olarak Suriye’de başlayan ama Libya’da büyüyen belirsizlikler kavramına eğiliyor. Yazar ayrıca ABD'nin Libya'da henüz kesin bir taahhüdü olmadığını, ancak ilgisinde belirgin bir artışın olduğunu dile getiriyor.

“İki tarafın temel işbirliği felsefesi farklı” 

Rusya'nın, Türkiye'yi kuzeydoğu (Rojava) Suriye'de Fırat Nehri'nin doğusundaki koridorun boyutunu küçültmeye ikna etmesiyle ilk problemler ortaya çıktı, ikincisi ise Halk Koruma Birlikleri (YPG) konusunda yaşandı. 

Başlangıçta Türkiye, Fırat'tan Irak sınırına kadar 30 ila 40 kilometre genişliğinde ve 440 kilometre uzunluğunda bir alan kurmak istiyordu. Fakat gelinen son aşamada rakamlar sadece 10 km genişlik ve 220 km uzunluğunda kaldı. 

Dahası, Ankara başlangıçta bu bölgede sadece Türk askerleriyle devriye gezmek istemişti, ancak Moskova daha sonra devriyeyi Rus askerleriyle işbirliği içinde yapmaya ikna etti.

İki tarafın temel işbirliği felsefesi farklı olduğu için İdlib'de de zorluklarla karşı karşıya kaldılar. Türkiye'nin amacı oradaki bazı gruplara mümkün olduğunca fazla koruma sağlamak iken, Suriye hükümeti ile Rusya ise onları tamamen ortadan kaldırmak istiyordu. Tarafların felsefeleri çok ayrı olduğu için, farklılıklar er ya da geç ortaya çıkmıştı.

“Türkiye, beklentiyi yerine getiremedi” 

BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararıyla kabul edilen ateşkes konusunda da temel bir fark vardı. Güvenlik Konseyi tarafından belirlenmiş olan El Kaide, El-Nusra, IŞİD ve diğer terörist gruplarla ilişkili varlıklara yaklaşım da önemli idi. Türkiye, El-Nusra cephesini koruyordu, bu yüzden grup içinde - daha sonra kendini Hayat Tahrir El-Şam (HTŞ) olarak yeniden revize ettiler - nispeten daha ılımlı gruplar ile mücadelede gönüllü oldu. Fakat Türkiye bu beklentiyi yerine getiremedi.

5 Mart'ta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin, Suriye’deki M4 karayolunun her iki tarafında 6 kilometrelik bir koridoru temizlemeyi ve trafiğe açma konusunda hem fikir kaldılar. Moskova'daki müzakereler altı saat sürdü. Putin tarafından “gergin, zor ama yapıcı” olarak nitelendirildi. Rusya zaman zaman Türkiye'nin verdiği vaatleri henüz yerine getirmediğinden yakınıyor. 

“Rusya ve Türkiye’nin Libya yaklaşımı” 

Ancak Türkiye ile Rusya arasındaki en açık ayrışma Libya'da yaşanıyor. Rusya, BM destekli Ulusal Mutabakat Hükümetini (UMH) tanımakla birlikte, Halife Hafter'i de destekliyor. Fakat Hafter’in performansından hayal kırıklığı yaşayan Moskova, onu desteklemeye devam edip etmeyeceği konusunda tereddüt etmeye başladı. 

Libya'da risk yüksek. Rusya, Libya'yı elinde tutmayı başarırsa, orada askeri ve ekonomik bir varlık kuracak. Askeri mevcudiyet demek NATO'nun yumuşak karnını tehdit anlamına geliyor. Çünkü bu durum Rusya'nın, Libya petrol kaynaklarından bol bol pay alması anlamına da geliyor. 

Türkiye, UMH Başkanı Fayiz Sarrac tarafından Libya'ya davet edilerek vazgeçilmez bir müttefik haline geldi ve bir fırsat penceresi yakaladı. Ankara'nın askeri desteği çatışmaların seyrini değiştirdi. Türkiye, şimdi ülkede hava ve deniz üslerinin kurulmasını görüşüyor. Türkiye'yi bekleyen zor görev, UMH’nin Müslüman Kardeşler tarafından yönetilmesidir. 

“Birçok şey Rusya-ABD’ye bağlı” 

Şimdi ABD'nin Libya krizine daha aktif bir ilgi göstermesiyle bölgedeki güç dengesinin temelleri sarsılıyor olabilir. Çünkü birçok şey Rusya ve ABD'nin bir orta yol bulup bulamayacağına bağlı olacak.

Bu olursa, NATO ile Rusya arasında Akdeniz'de bir modus vivendi (çatışan partilerin barış içinde, bir arada bulunmasına izin veren bir düzenleme veya anlaşma) olacak. Bu olursa hem NATO hem de Rusya Müslüman Kardeşler'e karşı çıkacak. Bu durum da Türkiye için bir sıkıntı haline gelecektir.

“Mısır önemli bir oyuncu, ABD’nin ilgi artışı var” 

Bölgedeki bir diğer önemli oyuncu ise Mısır. Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi'nin Müslüman Kardeşler'e muhalefeti tartışılmaz. Mısır, komşu bir ülke olduğu için Libya denklemi için önemli bir konumdur. Mısır'ın, Libya'ya asker göndermesini engelleyecek hiçbir coğrafi engel yok. Kahire, Müslüman Kardeşler tehdidini diğer ülkelerden daha ciddiye alıyor. Bu durum, Türkiye'nin Suriye'deki YPG savaşçılarını tehdit olarak algılaması ile karşılaştırılabilir.

ABD büyükelçisi ve ABD Afrika Komutanlığı başkanı ile Trablus'ta geçen haftanın başında yapılan toplantı önemliydi. ABD'nin Libya'da henüz kesin bir taahhüdü yok, ancak ilgisinde belirgin bir artış var.

ABD'nin, Libya'ya olan ilgisi Rusya faktöründen ayrılamaz. Türkiye ise ABD'ye çok fazla yakınlaşmanın Rusya ile olan ilişkileri üzerinde gölge oluşturacağının farkında.


Çeviri | PeyamaKurd