image

PeyamaKurd - İdlib’de yaşanan gelişmeler gün geçtikçe bölgenin daha gerilimli bir hal almasını ve Orta Doğu’da yeni bir savaş mı çıkacak sorusunun akıllara gelmesine zemin hazırlıyor. Türkiye’nin, İdlib’de verdiği ağır kayıp sonrası Ankara-Moskova hattının, Suriye’de savaşa girme olasılığının artacağı sinyallerini de veriyor. 

Orta Doğu Rapor ve Analiz Merkezi’nde Seth Frantzman imzası ile yayımlanan Türkiye, Rusya ve Suriye rejimi 27 Şubat İdlib krizine nasıl ulaştı?” başlıklı bir yazı kaleme alındı. PeyamaKurd'un Türkçe'ye çevirdiği analizde, Suriye iç savaşının nasıl bu duruma geldiği ve küresel güçlerin bölgeye nasıl ve ne için girdiği ele alınıyor. 

“Türkiye, eşi benzeri görülmemiş kayıplar yaşadı”

Türkiye, Suriye’de rejime yönelik başlattığı operasyonda Perşembe günü İdlib’de eşi benzeri görülmemiş kayıplar yaşadı. Bu durum Türk güçleri için giderek artan ölümcül olaylardan biri (Şubat ayı) Türkiye, bölgede yükselen krizler nedeniyle İdlib’in kuzeyine binlerce asker ve teçhizat gönderdi.

Türkiye bu kapsamda aynı zamanda destek için ABD ve NATO'ya çağrı yaptı. Ankara, gün geçtikçe idlib’deki varlığını artırdı ve aynı zamanda Rusya’ya da çağrı yaprak rejimin durması için baskı yapmasını iletti. Fırat Kalkanı operasyonu ile bölgede varlık gösteren Türkiye'nin bölgedeki rolü şu an karmaşık. 

Peki Türkiye, Rusya ve Suriye rejimi bu noktaya nasıl geldi? Bazı açılardan bakıldığında bu, Suriye’de yaşanan çatışmalarda yeni bir dönemin işaretleri gibi algılanıyor. 2011’de protestolar ile başlayan olaylar, 2012’de silahlı isyanların patlak vermesi ile büyük güçler için bir savaş alanı haline geldi.

Bölgede bulunan ülkeler hangi faaliyette bulundu? 

Amerika, terör örgütü IŞİD'le savaşmak ve isyancıları örtük olarak desteklemek için  bölgeye girdi. ABD’nin planı başarıya ulaştı ve 2015 yılında ABD kuvvetleri ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye'nin doğusunu (Rojava) kontrol etti, 2017'de Rakka'yı kontrol altına aldı ve Mart 2019'da ise Baghoz'da IŞİD'i yenmeye başardı.

Rusya, 2015 yılında Suriye'ye büyük bir değişim içinde girdi ve 2016'ya kadar Suriye rejiminin Halep'i geri almasına yardım etti. Örneğin Palmira ve Deyrezor’da terör örgütü IŞİD'e karşı zaferler kazanıldı. Suriye rejimi, güneyde ABD ve Ürdün'le yapılan bir ateşkesten sonra, 2018 yazında tüm güneyi yeniden ele geçirdi. Bu arada Türkiye ise, Suriyeli cihatçıları destekleyerek lojistik ve ekipman yollayarak kuzey Suriye’yi (Rojava) kontrol altına almaya başladı. 

Türkiye: Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu veya Suriye Milli Ordusu, Türkiye’nin Rojava’da başlattığı operasyonda müttefik olarak yer aldı. Afrin, Cerablus, Tel Abyad ve birçok yerde Türkiye ile savaşan cihatçı gruplar, daha sonra para karşılığı Libya’ya yollandı.

İran: Tüm bu gelişmelerin ortasında İran'ın etkisi giderek daha fazlalaşmaya başladı. İran, Rusya’nın garantörlüğünde yapılan Astana sürecinde masaya oturdu. Aynı zamanda danışman olarak 1000'den fazla İranlı'nın Suriye'ye konuşlandırılması için bir kapı idi. Ayrıca bu durum, Kasım Süleymani’nin liderliğinde Irak’taki Şii milislerin Devrim Muhafızları tarafından çatıları altına alınmasına da zemin hazırlıyordu. 

Türkiye'nin rejime ve Rusya'ya yönelik gerginlikleri 2015'ten 2016'ya kadar zamanla azaldı. Rusya'nın Suriye büyükelçisi Aralık 2016'da öldürüldü. Türkiye, 2015 yılında bir Rus savaş uçağını da düşürdü. Bunun gibi olaylar önemlidir çünkü oyunu değiştirme potansiyeli vardır.

“2017-2020: Rus ve Türk ilişkileri"

Çatışmaları yönetmek ve büyük güçler arasındaki gerginliği azaltmak için Moskova, Astana’da, İran ve Türkiye ile görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 2017'den beri devam etti ve Suriye çatışmasını temelden değiştirerek Suriye rejiminin ülkenin parçalarını kademeli olarak geri almasını sağladı.

Türkiye ve Moskova ilişkileri iyileşme sağladı. Türkiye ve Rusya, Eylül 2018'de Idlib ile ilgili Soçi anlaşması ve ortak devriyeler üzerinde anlaştılar. Ayrıca 2017’den 2020’ye gelindiğinde ortada bir S-400, TürkStream enerji anlaşması vardı. Fakat, Libya’da iki ülke arasında kriz patlak verdi. 

Türkiye, Tel Abyad’ı (Grê Spî) işgal ettikten sonra ABD geri çekildi. Türkiye, Rusya ve İran, ABD'nin Rojava’daki rolünü kabul etmeme konusunda anlaşmıştı. Ayrıca Türkiye, ABD’yi bölgede ”terörist" yetiştirmek ve desteklemekle suçluyordu.

“Türkiye, rejimden bu kadarını beklemiyordu” 

Suriye rejimi, Ocak ayının sonunda İdlib’e operasyon yaptığında Türkiye, rejimin bu kadar başarılı olmasını beklemiyordu. 

Ruslar tarafından desteklenen rejim, 28 Ocak'ta Ma'arat al-Numan'ı aldı. 4 Şubat'ta rejim önemli M4 karayolu üzerinden Saraqib'e doğru ilerledi. 16 Şubat'ta Halep şehrinin yakınlarında çok sayıda köyü ele geçirdi.

Rejimin bu hızlı ilerlemesi yaklaşık 900.000 kişinin kaçmasına yol açtı. Türkiye, gözlem noktalarının kuşatılması nedeniyle İdlib'e güç gönderdi. 3 Şubat'ta 8 Türk askeri öldürüldü. 10 Şubat'ta beş Türk askeri daha öldürüldü. Türkiye, rejime karşı misilleme yaptığını iddia etti. 20 Şubat'ta iki Türk askeri daha öldürüldü. En kötü olay ise 27 Şubat’ta 33 Türk askerinin öldürülmesi ile yaşandı. 

Türkiye, 15 Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı'nda Rusya ile görüştü. Ardından Türkiye, 17 Şubat'ta Moskova'ya bir heyet gönderdi ancak hiçbir şey değişmedi. Trump ve Erdoğan da aynı gün telefonla konuştu. Türkiye ve Rusya Savunma Bakanları 22 Şubat'ta görüştü. Türkiye, 5 Mart'ta Rusya, Fransa ve Almanya ile Suriye konulu bir zirve olacağını açıkladı. 

“Putin ile görüşen Erdoğan, ABD ve NATO’dan da yardım istiyordu"

Putin ve Erdoğan, Ocak ayında Libya’a konusunda görüşürken, İdlib’deki gerilimleri tartışmaları gerekiyordu. Ancak Türkiye, ABD ve NATO'dan da yardım istiyordu.

27 Şubat'ta Türk askerlerinin öldürülmesinden sonra Türkiye, AB'nin İdlib'de bir şeyler yapmasını sağlamak için Avrupa'ya mülteci göndereceğini söyledi ve kapıları açtı. 

Türkiye, İdlib'e binlerce birlik ve zırhlı araç gönderdi. 24-26 Şubat tarihlerinde Nayrab ve Saraqib'e saldırmak için cihatçı güçleri destekledi. Cihatçılar, 21 Şubat'taki kayıplardan sonra başarılı oldu. Türkiye, düzinelerce rejim tankı ile çok sayıda hedefi yok ettiğini duyurdu. 27 Şubat tarihi ise Türklerin ağır kaybına yol açtı. Genel tablo kaotik, krizler böyle gelişti.