image

PeyamaKurd - Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Temsilcisi Vekili Stephanie Williams, Libya’da 24 Aralık’ta bir seçim gerçekleştirilmesi ve ulusal diyalogdan çıkan ‘yol haritasının’ uygulanması için ülkedeki yeni hükümetin ‘büyük bir fırsata’ sahip olduğuna ifade etti.

Şarku’l Avsat’a röportajda bulunan Williams açıklamasında şunları dile getirdi:

“Libya’da hükümetin gücü ve zayıflığı görecelidir. Mevcut hükümet, Trablus'un merkez sınırları içindeki bir bölgede güç kullanıyor. Yeni hükümette en azından tüm Libya’yı ve dünyayı gezen Başbakan Abdulhamid Dibeybe ve ülkenin doğusundan temsilciler de bulunuyor. Ayrıca yeni düzenlemeleri onaylayan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter ve yeni hükümete destek vereceğini duyuran Meclis Başkanı Akile Salih de var. Diğer bir deyişle, yapılanlara karşı çıkmayacak etkili güçler mevcut. Bunun için uluslararası toplumdan ve bölge devletlerinden de destek söz konusu. Dolayısıyla öncekine göre çok daha fazla fırsata sahip."

"Libya'da 6 bin Suriyeli paralı asker mevcut"

BM ekibinin en son 23 Ekim’de süreci ateşkese götürmek için ‘askeri durgunluktan’ yararlandığını belirten Williams, Libya diyalogunun başarısındaki önemli faktörlerden birinin, ‘Libyalıların ülkelerindeki yabancı varlığı reddetmeleri’ olduğunun altını çizerek, “Libya’da 6 bini Suriyeli olmak üzere 17 ila 20 bin arasında paralı asker var” ifadesini kullandı.

Röportajında, BM’de görevlendirilene kadar ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde çalışmalar yürüten Stephanie Williams, eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un Trablus saldırısından yaklaşık dört gün önce Hafter’e yeşil ışık yaktığını belirtti.

"ABD ve Hafter arasında bir bağlantı var"

Williams, General Hafter’in ne cevap verdiğini bilmediğini belirterek, söz konusu Bolton’a Trablus’ta kolayca ilerleyebileceği intibası uyandırdığını kaydetti.

Öte yandan açıklamasında BM misyonunun eski ABD Başkanı Donald Trump ile Hafter arasındaki temas hakkında daha önceden herhangi bir bilgi sahip olmadığını belirten Williams, gerçekleştirilen iki görüşmenin Hafter’in ABD’nin onunla birlikte olduğunu düşünmesini sağladığını dile getirdi.