image

PeyamaKurd- Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kocaeli’de partisinin düzenlediği mitingde bir konuşma yaptı. Erdoğan konuşmasında HDP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş ve onu ziyaret eden Muharrem ince'yi hedef alarak,"FETÖ ağzıyla konuşuyorlar. Bay Muharrem gitti Edirne'ye orada Diyarbakır'da 6-7 Ekim'de 53 Kürt vatandaşımızın ölümüne neden olan kişiyi ziyaret ediyor. 'Çıksın aday' ne demek ya. Bu bile ona fazla. Çünkü aday olmanın da bir ehliyetinin olması lazım. Tutuklu mu bu adam, tutuklu bitti. Bu kadar insanın ölümüne neden olan birisini önce ölenlerin ailesine sormak lazım. Yasin Börü'nün annesine sormak lazım ne düşünüyorsunuz. Bunların sırtında küfe yok. Parlamento bunlarla ilgili kararı bana göndermiş olsaydı ben bunu çoktan onaylardım” ifadelerini kullandı. Erdoğan bugün Eskişehir’de yaptığı konuşmada ise İnce’nin, Demirtaş’ı ziyareti için, “Teröristbaşını Edirne’de ziyaret eden bir kişiden ne bekleyebilirsiniz?” ifadelerini kullandı.

“Demirtaş’ı sorumlu tutmak, kabul edilebilir değil”

Siyaset meydanında söylemler bazen günün politikalarına göre bazen de ileriye dönük stratejilere yönelik şekillenirler. Erdoğan’ın, Demirtaş’a yönelik ‘İdam göndermesi yapması’ siyasi ve insani olarak kabul edilemez bir durumdur. HDP’nin son yıllarda ürettiği politikaları, söylemleri ve geçişken siyasetini Selahattin Demirtaş’ın sırtına yük ederek bu işlerden kendi şahsını sorumlu tutmak kabul edilebilir bir durum değildir.

Demirtaş, Erdoğan’ın miting sırasında yaptığı konuşmasına ilişkin Twitter üzerinden yaptığı, “Ey Erdoğan! Sana siyasi tarihinin en büyük fırsatı: 24 Haziran’a kadar bu tweetimin altına, Selahattin Demirtaş olarak yaptığımı iddia ettiğin "53 kişinin katledilmesi sözde talimatımı" paylaşırsan söz veriyorum, senin lehine Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekileceğim” açıklaması, Demirtaş’ın bu durumla bağlantısının olmadığının kanıtıdır.

HDP’nin hangi kanattan ve nasıl yönetildiği çok iyi bilinmektedir. Kobanê olaylarından Demirtaş’ı sorumlu tutarak günah keçisi aramak siyasal bir etik değildir. Demirtaş’ın da açıklamasında belirttiği üzere, “Kobanê olaylarında bazı valilerin ve güvenlik görevlilerinin, Hükümet'in talimatını dinlemediğini bizzat Efkan Ala açıklamıştır. Zaten bu kişiler de 15 Temmuz sonrası darbecilikten tutuklanmıştır. Ancak haklarında, Kobanê olayları ile ilgili hiçbir soruşturma yürütülmemiştir” açıklaması 6-8 Ekim olaylarının onun şahsına dövme edilmesi kabul edilebilir bir durum değildir.

“Devlet sorunu çözmek ile yükümlüdür”

Kürt siyasetinin grift yapısı ile Türkiye’nin kozmopolit gündemi, Kürt siyasetinde aktif olan çevreler ve Demirtaş’ın kimi zaman şiddet argümanları kullanmasına zemin hazırlamıştır. Fakat Kürt meselesini bu boyutta işlem görmesinin bir manası yoktur. Çünkü Kürt siyasi borsasının bu durumda olmasının asıl sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun yanlış yönetim politikalarıdır. Erdoğan hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti bu sorunu çözmekle mükelleftir. HDP, halk iradesi ile bir noktaya gelmiş siyasi bir partidir. PKK ise şiddete başvuran bir örgüttür. Örgüt olmak ile parti olmak birbirinden ayrı iki olaydır. HDP’nin bağımsız olmayan siyaseti ve bazı kesimlerin talimatları ile mecburi ceket iliklemesinin sorumluluğunu Demirtaş’a yüklemek, bir bakıma da Kürt halkının iradesini hiçe sayarak ‘teröre kurban etme’ sorunsalıdır.

Devlet ortada var olan sorunu çözmek ile görevli bir organdır. Soruna şiddet ve tehdit argümanları kullanarak yaklaşması ‘Onun ürettiği politika ile, üretmek istediği politika arasında sıkışık bir vaziyette olduğunun kanıtıdır.’

Bilindiği üzere milletvekili olmanın şartlarından biri, “Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezası almamış olmak” olarak geçmektedir. Bu bağlamda sorulması gereken sorular şunlar olmalıdır: 1- Demirtaş suç işlemişse nasıl vekil adayı olabiliyor? Hadi vekil oldu diyelim. 2- Peki nasıl terörist oluyor? Eğer siyasal pazarda oylar kâr elde etmek adına Demirtaş’ın terörist olduğu mantığı ile hareket edilecekse, ona oy veren herkesin de terörist olması bu fanusun içine alınmalıdır! Yukarıda da belirtildiği gibi, ‘Devlet bir olayı ya da durumu kanıtlamayana kadar hiçbir cezai uygulamaya gidemez.’ Devlet veya hükümet ortada var olan bir sorunu çözmek ile görevli bir organdır. Suçsuz birini idam etmekle veya suçu kanıtlanmadığı halde yargılamakla görevli değildir.

PeyamaKurd/Editör