image

PeyamaKurd-  Avrupalı bir doktor, bir günde tam 30 bin frankı nasıl kazandığını şöyle anlatır: "aynı serumu farklı büyüklükteki şırıngalara doldurur ve hastaya, 'hangisinden yapayım istiyorsun; 500 franklık mı, 1000'lik mi, yoksa 1500 franklık mı?' derim. Tabii her seferinde hasta, en pahalı olan iğneyi seçer. Bu hikaye hem ironik hem de gerçekleri içinde barındıran siyasi bir hikayedir.

Sömürgeci devlet yapıları, sömürdükleri milletlerin yokluğu üzerinden kendi çıkarlarına göre inşa ettikleri politik zeminde ilerleyen süreçlerden ibarettir. Yani sömürge bir ülke, başka bir ülkeyi sömürüyorsa bunu sadece savaş, inkar ve yok sayma poltikaları ile yapmaz aynı zamanda o toplumun yapısına göre sosyokültürel politikalar üreterek, toplumu başkalaşıma uğratmayı da hedefler.

Anti-Sömürgenin filozofu olarak bilinen Frantz Fanon, “Sömürgecilik, sistemli olarak kendi dışındakileri yadsıdığı, reddettiği için yanılgı içine düşürülen insanı sürekli olarak kendi kendisine ben gerçekte kimim sorusunu sormaya zorlar ve sorduğu sorulara cevap bulamayan insanlara (sömürülen) onların kültüründen olan sembolik değerleri hatırlatarak, benliklerinin kurtarıcıları sanki onlarmış (sömürgeciler) gibi davranırlar” der.

“Hiç düşündünüz mü? Neden Kürtlerin değerleri kullanılıyor?”

Bugün parçalara ayrılmış bir devlet olan Kürdistan toprakları, tamda bu tanıma uygundur. Kürdistan halkı sistematik bir şekilde kendi kültürüne yabancılaştırılarak, kardeşlik, din, sosyal ve manevi değerleri kullanılarak, hep kandırılmaya mahkum edimiştir. Örneğin, 2015’te Diyarbakır’a giden Türkiye’nin Neocon (Muhafazakar siyasal muhafazakar) Cumhubaşkanı Erdoğan, eline Kürtçe Kuran alarak, “Diyanet İşleri Bakanımız ne diyor? Ben Kürt halkımın da Diyanet İşleri Bakanıyım diyor” ifadelerini kullanmıştı.O tarihlerde Batman'a da giden Erdoğan eline Kürtçe Kuran'ı alarak, "Kurana Pîroz a Kurdî" ifadelerini kullanarak Kürtleri hem din hem de dil kavramıyla etki altına almayı amaçlamıştı.  Aynı Erdoğan, 2016 yılında gittiği Diyarbakır’da, “Bunlar Zerdüşt, bunlar ateist” ifadelerini kullandı. Bildiğiniz üzere, Zerdeştî dinini yayan, Medya’da doğmuş Kürt bir peygamber olan Zerdeşt’tir. Kutsal kitap “Avesta” dili ise birçok araştırmacının kaynağına göre, “Kürtçe’dir.” Zerdeşt dini, dünyadaki ilk tek tanrılı dinlerin ilk temsilcilerindendir.

En yakın örneği ile, bugün Batman’a giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de konuşma sırasında başına taktığı ‘beyaz tülbent’ ile, Batman’daki Kürd halkının muhafakazar tarafını siyasi bir koz olarak kullandı. Bu tip durumlar birçok insana basit ve sıradan gelebilir ama unutulmaması gereken bir şey var ise o da, “Siyasetteki büyümenin temeli, küçük kültürel göstergelerin, ileride büyük getirilere zemin  hazırlayacağının planlanmasıdır.”

Bu örnekler Kürd/Kürdistan halkı üzerinden yapılan siyasi-politik retoriklerinden sadece ve sadece  birkaç tanesidir. Bu örneklemler her geçen gün artarak çoğalmakta ve daha da farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Türkiye, her zaman Kürtlerin desteğine ihtiyaç duyan, ama Kürt halkına yeteri desteği hiçbir zaman vermeyen ülkelerdendir.

“Amaç Kürt halkının refahı değil, kendi satış politikalarıdır.”

Türkiye’nin (siyasi partiler ve iktidarlar) Kürtlere karşı  yaptığı en iyi iş ‘Mış gibi yaparak’ onları seçim zamanları kendi lehlerine kullanmak için “Size her istediğini kapıyı açacağız, her istediğiniz özgürlüğü vereceğiz, anadil taleplerinize geri dönüş vereceğiz vs…” gibi söylemler ile bunları yapacağız hissi yaratarak, halkı bilinçli olarak yanlarına çekmekten ibarettir.

En baştaki hikayedeki gibi, Türkiye’deki iktidarlar ve siyasal iletişim uzmanları, Kürtlerin sosyo-kültürel yapılarını iyi analiz ettikleri için Kürd halkının nasıl ikna edilebileceklerini de en ince ayrıntısına kadar hesaplayarak, farklı seçenekte serumlar sunmaktadır. Buradaki amaç serumlardan birinin seçilmesi değil, onların istediikleri serumların Kürt halkına satılması için satış ve  ikna politikaları üretmektir.

PeyamaKurd/ Editör