image

Rahip Brunson’ın Türkiye’de 20 yıldır yürüttüğü faaliyetler hakkında birçok spekülasyon üretildi. Misyonerlik yapıp Hıristiyanlığı yaygınlaştırmak istediği söylendi, Gülen cemaatiyle bağlantısının olduğu söylendi, PKK’ye ve YPG’ye destek veren bir ajan olduğu söylendi... Fakat bu iddiaların arasından en ilginci, Nedim Şener’in, Brunson’ın iddianamesinden paylaştığı anekdotu. 

Yakup peygamber, ki bir ismi de İsrail’dir, 12 oğula sahipti. Yahudilik inanışına göre; Yakup’un oğulları, yani İsrailoğulları, 12 oğuldan doğma 12 kabileden oluşmaktadır. Bu 12 kabileden 10’u Kuzey Krallığını, ikisi de Yahuda Krallığını kurmuşlardır. Fakat Asuri krallığı, Kuzey Krallığını dağıtmış ve böylelikle “kayıp on kabile” miti oluşmuştur. Bugünkü İsrail de kalan son iki kabilenin devamıdır.

Danimarkalılar, Hindistanlılar, Nijeryalılar, Uzakdoğu halkları, Kızılderililer, Latin Amerika halkları gibi çeşitli kavimlerin bu on kabilenin devamı olduğuna dair rivayetler üretilmiştir. Kürtler de bu rivayetlerden nasibini almıştır elbette.

Afrikalı siyahilerden, Hindistanlılardan, İranlılardan, Türklerden ve diğer birçok milletten Yahudi inanışına ait kesimler olduğu gibi Kürtlerden de vardır. İsrail’de 200.000’e yakın Kürt Yahudi yaşamaktadır ve birçoğu kendisini bu kayıp on kabileden biri olduğunu -diğer kavimler gibi- iddia etmektedir.

Gelelim Nedim Şener’in cansiperane inandığı ve iddianamede 52 sayfada yer alan 13. kabile meselesine... Bu konu tamamen komplo teorileri, Hıristiyanlık ve Yahudilik düşmanlıklarıyla bezelidir. Brunson’ın yürüttüğü misyonerlik faaliyetlerinin, İncilde bahsedilen Armagedon savaşına hazırlık olarak vehmedilmiştir. 

Yakup peygamberin 4 eşinden olma 12 oğlundan 12 kabile oluştuğuna dair inancı anlatmıştım. Fakat Yakup peygamberin bir de kızı varmış ve kızından türeyen kavim belirsiz miş. İşte bu 13. kabilenin Kürtler olduğuna dair komplo teorileri mevcuttur. Bu teori de genellikle Türk faşistleri tarafından dile getirilmektedir. Hatta Barzanî ailesinin aslen Yahudi olduğunu ve kendilerini gizlediklerini söylemektedirler.

İddianame de bu komplo teorileri üzerinden üretilmiş ve Rahip Brunson’ın Kürtleri Hıristiyanlaştırıp Armagedon savaşında İsa’nın yanında savaşmalarını örgütlemek gibi gizli bir ajandası olduğu söylenmiştir. Kargaların bile gülmeyeceği saçma sapan düşüncelerle ve yaşanan ekonomik krizin, Brunson’ın tutukluğu sonucu oluşan ABD-Türkiye geriliminin üzerine yıkma niyetiyle tutuklandı Brunson. Nihayetinde de utanç verici bir şekilde serbest bırakmak zorunda kaldılar.

Peki bu 13. kabile meselesinin aslı nedir? Kendisi de bir Macar Yahudisi olan Arthur Koestler, 1976 yılında 13. kabile diye bir kitap yazmış ve bütün komplo teoristlerini, üzerine sinek çeken şekerli su gibi, üzerine çekmiştir. Fakat işin ilginç yanı, Koestler bu kitabında 13. kabile olarak Yahudi Hazar Türklerini kast etmiştir.

Yahudi tarihinin başlangıcından bu yana tüm dünyayı kasıp kavuran bir Yahudi düşmanlığı hepimizin malumu. Asur saldırılarına, Babil sürgününe, Nazilerin soykırımına ve sayamayacağım katliamların, nefretin, ırkçılığın, ayrımcılığın öznesi olmuş bir halktır Yahudiler. Türkler de bu düşmanlığı gütmüş ve hâlâ da görmektedirler.

Türk halkının geçmişten bugüne sahip olduğu diğer bir nefret de kuşkusuz Kürt düşmanlığıdır. 13. kabilenin Kürtler olduğuna dair teori, işte bu iki nefretin birleşmesi için kaçınılmaz bir fırsat olmuştur. Çünkü Koestler’in bahsettiği gibi Hazar Türkleri olamazdı kayıp kabile. Türkler, İslâm’ın sancaktarı ve yeryüzünde Allah’ın halifesiydi haşa. Böyle bir “aşağılanma” ancak Kürtlere yakışırdı onların gözünde. İşte 13. kabilenin Kürtler olduğuna dair saptırma tamamen bu düşmanlıklardan ve Türk ırkçılığından kaynaklanmaktadır.

Malatya’daki misyoner katliamının, Trabzon’da katledilen rahibin başına gelenler Brunson’ın da başına gelmediği için şükredelim bari. Ama deli saçması iddialarla bir insanı aylarca özgürlüğünden alıkoydular. 

20 kişilik cemaati olan birinin tüm Kürtleri Hıristiyanlaştırabileceğini düşünecek kadar akli melekeleri yerinde olmayan insanların arasında yaşıyoruz maalesef. Ayrıca bir Hıristiyanın kendi dinini tebliğ etmesi yanlış bir şey midir? Keşke hükümet de iddia ettikleri gibi samimi Müslümanlardan oluşsaydı ve yaptıkları iyi icraatlerle insanların içini İslâm’a ısıtsaydı. Çünkü AKP’nin ve Erdoğan’ın bütün işleri, insanları İslâm’dan soğutmaktan başka işe yaramıyor.

 

 

Cihat Emir Aykaç

     14.10.2018